PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : ~Elif~


maveraünnehir
26 Oca 2008, 15:48
http://img117.imageshack.us/img117/4625/asddes1.jpg

Elif…
Alnında tevhid yazgılı güzel. İncecik boyunda binbir gizem. Seni taltife hangi titrek hecelerimiz cürret eder? Sur’umuza üflenen ilk nefes! İster mana âlemlerinde isterse bu misafirhane-yi gurbette… Ha “Elest”e vurulan ilk darbe, ha “İkra” ya çekilen ilk harfte. Lümme-i Melekide bir yangın var ki: ALLAH! Elif hürmetine… Kalem sırra dokundu ve manşetlerde tek bir haber: Gönüller Fâş Oldu! Dünya hem-fi’llerini buldu. Sararmış yapraklara ilmeklenen ilk eliften bugüne dek nefeslerden çizgilere aktarılmış tüm elifler adedince… Elif aşkta mahvoldu. Aşk dile gelmişti. Kalem de yalandı artık kâğıda süzülen mürekkep de… Tek bir gerçek vardı: Elif! İhanetin masum yüzü! Eliflere şın ve kaf ekleyenlerle lam ve he’yi hayrhah edenlere… Bir sülüs ıstırabını paylaşanların elif hançerini kalbine sapladığı yere… Körpe bir kalemin inleyerek can verdiği bu yere… Bir elife dört bin dört yüz kırk dört kuvvet salınan bir şahs-ı maneviye… Merhaba manevi bir musafaha ile gönüldeşler meclisine yeni elifler getirenlere...

khayr
29 Oca 2008, 16:03
Dostum,
“Elif” olmak zor imiş!

"Elif” olmayı dilemişim sanırım bir vakt-i seherde, bir cesaretle….
Zor(luğunu) bilmemişim o zamanlarda; dilemişim..
Yar’ın huzurunda bir “Elif” misali durabilmeyi dilemişim;
Oysa şimdilerde dizlerimin bağı çözülür;
Diz çökerim..be’ye meylederim;
“Başlasın bu cümle artık!” derken ,
Yine “Elif” misali kalıveririm bir Bir’in huzurunda..
Yine zorlukla, yalnızca, yalın-ca…

“Elif” olmak zor imiş!

Ama her Elif’in yanında akvâ olan’ın yardımı, Yar’lığı var imiş!!

Dostum, bilir misin “Elif “ olmaya talip olmak nedir, bilir misin insan nasıl “Elif” olur?
Dilersin O’ndan sadece O’nun Yar-lığını, dilenirsin…
O’nun kucağından başka mekanlar sana soğuk gelir, üşürsün bir ağustos sıcağında..
Yürüdüğün yollar sana yabancı gelir;
Bildik mekanlar sıkar seni..
Tanımadığın sîmalar sana âşina gelir, tanımadığın kişiler senin niyazına girer;
Tanıdıkların ise yabancı nazarlarla bakarlar sana.
Hikmetine eremediğin hallerle örülür hayatın;
Susmayı seversin; sükûtu seversin; sükûtu hal edinenleri seversin…

Dostum, bilir misin, “Elif” bağlanmaz kendisinden sonraki harfe…Sadece kendinden önceki harfe bağlanır; en önceki’ne belki de..
Sen, dünyana sonradan girenlere sıkıca bağlandığın vakit “Elif” olmaz adın..
Sanırsın ki o zaman üzerindeki zorluklar kalkacak;
Ama herkes yüklenir üzerine..
Yardımsız yar’lar doluşur dünyana..”yardımıyla gelen yar” gitti diye…

Aklımın al(a)madığı hallerin eteğinde gezinir dururum;
Belki aklım acziyetiyle susabilmeyi öğrenir diye..
Başımı tâ yüreğime kadar eğer, dinlerim o kısık fısıltıyı şimdilerde…

Dostum, şimdilerde “Elif” der susarım; elimi bileğime koyar dinlerim Nabzımı..atışları, dünyadaki hiç kimsenin isminde artmaz…
Yüreğim dünyadaki kimsenin isminde titremez;
Bu belki de lütuftur, Yar’dandır …
Bu, belki de “Elif “olmanın gereğidir.

Allahu A’lem…


“Elif” olmayı dileten de “var” imiş dostum;

“Yar” olmayı dileyen imiş…

alıntı

khayr
06 ub 2008, 23:21
Elif ne demek biliyor musun ?

Elif ilk, elif tek, başı yok, sonu yok…

Elif umut dünyası, gönül kavgası, sevda dermanı….

Elif hecesiz, harflerin en güzeli…

İsimlerin sultanı……

Sonsuzluğa açılan kapı….

Sonzuzluğun bitiminden, başlangıcından bir çizgi….

Uzattıkça artan sevgi, gönül bağı, bitiminde ise baştan başlayış

Bir o kadar da uzatılmayacak, kararlı tek….

Elif, gülün dalı bülbülün duası, dermanı…

Bülbülün sevdası gül imiş; dermanı ise gülün dalı, gülün dalı ise Elif imiş…

Bülbül kırık kanadı, gagasında sevdası,

yani gülü, diyar, diyar gezermiş

Kırıkmış kanadı , çünkü aşık güle

Aşkı ise destan dillere

Dermanı ise, saklıymış tek hecede, yani Elif’te

Bülbüle sormuşlar bir vakit

Nedir sırrındaki hikaye

Bülbül demiş sevdam güldür

Sevdamın dermanı ise Elif

Elif ise gülümün dalıdır

Sevdasız ben, dermansız ise sevdam olmaz

Ben gülsüz gül ise dalsız kalır mı

Dalın adı Elif, Elif sırda sinem, sır bende derman

Dermanın adı ondan Elif demiş

Sevdaya derman, dermana ise ben gerek

gereğini bilen ise gene Elif…

maveraünnehir
09 ub 2008, 12:25
“elif” karanlıkta oturuyordu

bir “be” bulsa, açılacaktı yolu;

ama sırdı “be”

“elif” sırrın varlığını bile bilmiyordu

oysa gelmesi gerekiyordu be’nin…

gelmesi ve

ayağına düşmesi elif’in.

yusuflu
12 ub 2008, 15:56
Sızım Elif Sızısı.....



Bu risale lafzına değil siretine dair kelimelerden müteşekkildir
Yine kendisinin hayat verdiği kelimeler
Kendisi kendisinden sebep şeylerle
yine kendisini anlatacaktır.

Bu risale dört babdır
birincisi yaşama
ikinci yanlızlığa
üçüncüsü ölüme
dördüncüsü aşk'a dairdir.

Tüm kelimeler ondan ve oda tüm kelimelerdendir
Şimdi artık elif lafız değil bir surettir
Gözlerimin önünde parıldayan
parlaklığından zümrütler parlamaya hicap ederler
Elif bir surettir
kendisini kelimelerden oluşturmuş
ve kendisini bu kelimelerinden bildiğim
hiç yaşamamış olanın ete kemiğe bürünmüş halidir.
Hallerin ifadesidir Elif
İnsanın 4 halinin en yakın şahidi
İlk hal aynı zamanda bu risalenin ilk babıdır.
İnsan doğduğunda ilk duyduğu ondan (Allah)
ilk sarılıp ilk sevdiği ondandır(Anne)
ilk bildiği toplum ve ilk öğrendiğidir.
Kalemi tutttuğunda ilk yazdığı
ve ilki ilk öğrendiğidir

Elifin ikinci hali yanlızlığa dairdir.
İnsanın ilki olan elif
Onun yanlızlığınında sebebidir
önce hasretliği öğretir anneden sebep
sonra yanlızlığı
Aşkı düşürüde insanın içine
insan yanlızlığı öğrenir en acı şekilde
ve yine ilklerinin sebebinden
mutluluğu öğrenir
çünkü yine aşktan sebep
Sevgilinin gözlerinde kaybolmayı bilir.

üçüncü sureti ölümdür elifin
Oyle kelimelere dönüşürki sevgilinin ağzıdan
güle dal olan elif
Kargıya uç olmuştur artık
direm direm saplanır
Akıtır insanın kanını içine
bazen o kadar acırki cani
gözlerinden yaş yerine kan gelir
o yüzdendir dil yarasının kapanmaması

4. hali Aşktır Elifin
Aslında elif Aşkın her halidir.
Bazen lafsızını aşarda
ete kana bürünür
o zaman elif
Aşkın en yalın halidir


ALINTI . . .

DostaDoğru
18 ub 2008, 09:01
Bu yaşadığımız bir yalnızlık hikayesi. Elif gibi dik, elif kadar anlam dolu. Yanına gelen her harfe hayat katmasından ziyade, kendi sırlarıyla içiçe... Hüzün dolu ama mağrur bir başı var elifin. Bir başına ama sırtını dayadığı güçten dolayı çok kudretli. Kendi yalnızlığının farkındalığıyla birlikte "tek ve bir" olan varlığa ışık tutuyor.. İnsana düşen; kendi ruh rıhtımına çekilip, dışardaki seslerden uzaklaşarak 'yalnız'lığın bilincine varmak ve içindeki sesleri çoğaltmak.Issız yerlerde kendisi için bir evren olabilmek...Ve bütün sözlerin üstündeki o büyük sözü bulabilmek...
http://img117.imageshack.us/img117/4625/asddes1.jpg

Bu yaşadığımız bir yalnızlık hikayesi. Elif gibi dik, elif kadar anlam dolu. Yanına gelen her harfe hayat katmasından ziyade, kendi sırlarıyla içiçe... Hüzün dolu ama mağrur bir başı var elifin. Bir başına ama sırtını dayadığı güçten dolayı çok kudretli. Kendi yalnızlığının farkındalığıyla birlikte "tek ve bir" olan varlığa ışık tutuyor.. İnsana düşen; kendi ruh rıhtımına çekilip, dışardaki seslerden uzaklaşarak 'yalnız'lığın bilincine varmak ve içindeki sesleri çoğaltmak.Issız yerlerde kendisi için bir evren olabilmek...Ve bütün sözlerin üstündeki o büyük sözü bulabilmek...

yusuflu
21 ub 2008, 21:28
Susmak Dinlemek Bazen...
http://img249.imageshack.us/img249/9831/33708311vs9.gif

Kapat gözlerini..Kuyularda inleyen binlerce Yusuf'u saklıyorum...
Sen ise sevdamızı demlemiş yavru ceylanlara içermektesin...
Susuyorum Yunus'un dizlerine çökerek...

Seni anıyorum Süleyman evrâdında...
Sen ise dualarına beni katıp binlerce " lâm " iniltisine " Elif'i " katıyorsun...

Yanıyorsun Mecnun'a yanan Leylâ gibi...
Susuyorsun Yusuf’a susayan Züleyhâ gibi...
Kanatıyorsun yüreğini korkusuzca bıçağa boynunu vuran Esmâ gibi...
Durma şimdi...
Ellerini aç gökyüzüne bir dua gibi...
Yağ bozkırlarıma bir deryâ gibi...
Boynunu bükme sakın...

Ezberlese sonbahar senin narin bedenini.." Nun " gibi dik dursun başın..
Eğme diyorum sancağını..
Aldırma ömrümüze biçilen hasrete..
Aldırma bedenine vaat edilen miadı dolmuş hastalığa.
Kan bürüse de gözlerimize..
Hüzne sürgün edilse de vuslatımız...

” Elif ” gibi gülümseyelim suskunluğa...
Elif ki; ne yüce bir kelimedir Tur dağında. Unutma sevgili; hiçbir yara duasız bırakılmamıştır..

Bırak aksın kanımız..
Damlayan her kanın düştügü yerde binlerce " umut " inkişaf etsin.
Etsin ki Cennet müjdelensin solgun yüzlerimin bayram sabahına Bırak hasret bize yüklensin...
Her hasret cığlığı gömlegimizden damlasın...

Damlasın ki binlerce suskun " Esmâ " dile gelsin sus sadece dinle....


ALINTI . . .

ebubekir
21 ub 2008, 23:25
Bülbülün sevdası gül imiş; dermanı ise gülün dalı, gülün dalı ise Elif imiş…

yusuflu
21 ub 2008, 23:39
Bülbülün sevdası gül imiş; dermanı ise gülün dalı, gülün dalı ise Elif imiş…

Bu kadarmi guzel anlatilir tek satirda yureginize saglik . . .


Elif ne demek biliyor musun ?



Elif ilk, elif tek, başı yok, sonu yok…

Elif umut dünyası, gönül kavgası, sevda dermanı….

Elif hecesiz, harflerin en güzeli…

İsimlerin sultanı……

Sonsuzluğa açılan kapı….

Sonzuzluğun bitiminden, başlangıcından bir çizgi….

Uzattıkça artan sevgi, gönül bağı, bitiminde ise baştan başlayış

Bir o kadar da uzatılmayacak, kararlı tek…. Elif



Elif, gülün dalı bülbülün duası, dermanı…



Bülbülün sevdası gül imiş; dermanı ise gülün dalı, gülün dalı ise Elif imiş…



Bülbül kırık kanadı, gagasında sevdası,

yani gülü, diyar, diyar gezermiş



Kırıkmış kanadı , çünkü aşık güle

Aşkı ise destan dillere

Dermanı ise, saklıymış tek hecede, yani Elif’te



Bülbüle sormuşlar bir vakit

Nedir sırrındaki hikaye



Bülbül demiş sevdam güldür

Sevdamın dermanı ise Elif

Elif ise gülümün dalıdır

Sevdasız ben, dermansız ise sevdam olmaz

Ben gülsüz gül ise dalsız kalır mı

Dalın adı Elif, Elif sırda sinem, sır bende derman

Dermanın adı ondan Elif demiş

Sevdaya derman, dermana ise ben gerek

gereğini bilen ise gene Elif…..

İncecikten bir kar yağar..tozar Elif Elif diye...
Deli gönül abdal olmuş..gezer Elif Elif diye...


ALINTI . . .
http://img46.imageshack.us/img46/3000/elifkl8.jpg

yusuflu
21 ub 2008, 23:51
Elif

İlk harfimi çaldın aşk alfabemden,
Bülbüle elifi vurdurdun bugün.
Yangının ardında kalan külümden,
Aşığa Bağdat'ı sordurdun bugün.


Bilmez misin neyle yeşerir dallar! ..
Baharı hak saymış cümle dualar.
Kerem sofrasına konmadan ballar,
Çiçeğe arıyı küstürdün bugün.


Bir kadim eliftin ahu semada.
Kaf dağı yurt olmuş gönül bağımda.
Kerevet görmeden masal sonunda,
Zümrüd-ü Ankayı öldürdün bugün.


Elif dedim, be'ye lüzum kalmadı.
Devranı görecek gözüm kalmadı.
Bir daha sevmeye yüzüm kalmadı;
Beni taşlara döndürdün bugün...



ALINTI . . .
http://img212.imageshack.us/img212/7554/kirmizimh7.jpg

yusuflu
21 ub 2008, 23:56
ELİF'TE YOLCULUK


Elif’le başlamıştı ilk emir Ol Habîb’e
Sonu da başı gibi Elif idi İkra’nın
Habîb’in okuduğu evvelâ Elif oldu
Göğsüne Elif yazdı, sıktığında Cebrâil
Ve karanlık mağara, binlerce Elif doldu
Dedi ki, Resûlüsün sen Allah’ın, bunu bil…


Ah idi belki o an mağaradan yükselen
Kaç bin yıllık hasretin vuslata dönmesinden
Duyduğu saadeti göklere duyurmuştu
Habîb’e kanat geren o karanlık mağara…
Cebrâil’in nidâsı yükseldi Elif Elif,
Alemlere Rahmet’in nurla dolu kalbinde..

Zülfesinden dökülen iksiri içtiğim an,
Anladım sevdasını kıyamdaki Elif’in.
Kaç bin melek Elif’çe kıyamdadır göklerde
Kaç bin Elif koruyor, gökleri devrilmekten
Bir Elif etrafında dönüyor cümle âlem
Ve Elif’ler yazıyor, yaralı nice kalem

Dağların hayalinde Elif’çe durmak vardır
Kuşların aradığı Elif’in zülfesidir..


ALINTI . . .
http://img106.imageshack.us/img106/1431/elifbs7.png

yusuflu
22 ub 2008, 00:09
ELİF okuduk ötürü
Pazar eyledik götürü
Yaratılanı hoş gör
Yaradandan ötürü!!!

(YUNUS EMRE)


Elif…

Alnında tevhid yazgılı güzel.
İncecik boyunda binbir gizem. Seni taltife hangi titrek hecelerimiz cürret eder?

Sur’umuza üflenen ilk nefes! İster mana âlemlerinde isterse bu misafirhane-yi gurbette…
Ha “Elest”e vurulan ilk darbe, ha “İkra” ya çekilen ilk harfte.
Lümme-i Melekide bir yangın var ki:
ALLAH ! Elif hürmetine…

Kalem sırra dokundu ve manşetlerde tek bir haber:
Gönüller Fâş Oldu! Dünya hem-fi’llerini buldu.
Sararmış yapraklara ilmeklenen ilk Eliften bugüne dek nefeslerden çizgilere aktarılmış tüm Elifler adedince…

Elif aşkta mahvoldu.
Aşk dile gelmişti. Kalem de yalandı artık kâğıda süzülen mürekkep de…
Tek bir gerçek vardı:
Elif! İhanetin masum yüzü! Eliflere şın ve kaf ekleyenlerle lam ve he’yi hayrhah edenlere…

Bir sülüs ıstırabını paylaşanların Elif hançerini kalbine sapladığı yere…
Körpe bir kalemin inleyerek can verdiği bu yere…
Bir Elife dört bin dört yüz kırk dört kuvvet salınan bir şahs-ı maneviye…

Merhaba manevi bir musafaha ile gönüldeşler meclisine yeni Elifler getirenlere...


ALINTI . . .
http://img352.imageshack.us/img352/9008/2799gul713oa2.jpg

yusuflu
22 ub 2008, 16:49
ELiF DeDiM

Elif’le
Başladım
Gönlüme…
“Elif dedim adını yüreğime ektim
Elif dedim seni ben bildim.”
Gülmeyi unutmuşken gülerek başladım,
Sonunda hüzün olsa da…
“ Elif dedim ” ...

Gönlümün dili olsa da sana olan sürgünümün çilesini anlatsa.
Lal olmuş kelimeler, sözler, heceler, dizeler ve
Sonunu getirdiğini sandığımız “ sonsuz noktalar ” .

Her şey “Elifle” başlar ve nokta ile biter mi sandın.
Bir nokta ki sonsuzluğudur hüznün,
Aşkın ve sana olan sürgünümün sonsuz süreği.

Bir nokta ki; başlar heceye “Elif” diye
Bir nokta ki gönül tabutuna uzanmış kırık bir dal gibi biter,

Ebedi özleyişin dergahında.
Adını yüreğime ektim
ve filizlendin gülmeyi unutmuşken yüreğimde.
Ey gönlümün tek varlığı;
Bir kalem, bir dal, bir hece ve bir “ Elif ” ki saplandın yüreğime.

Dolaşır durursun bedenimin her zerresinde;
Tenimde sen, sesimde sen, baktığım her yerde, yazdığım her noktada sen varsın.
Çünkü her şey senle başlar “Elif ” diye.

Asil kanım mıdır yoksa yüreğimin sürgünü müdür dolaşan damarlarımda.

Bir “ Elif ” ki gezinir, sana yakılan yerde atar durur.

Acı bir hüzün, içli bir yas nefesimle lav olur, yanar kül olur…

“ Elif ” dedim seni benden alıkoyan her şeye.
Onlar dediler ki;
“Elif” kırıldı, bir yanı sende, diğer yanı onda kaldı.

“Elif” bir dal gibi eğildi;

Gülmeyi unutmuşken güldürmeyi beceremeyen gönlüne yenik düştü.

Kaderine boyun eğdi, eğildi ve kırıldı.
Bir yanı onda, diğer yanı sende kaldı…


ALINTI . . .
http://img211.imageshack.us/img211/7139/elif1hk1.jpg

yusuflu
22 ub 2008, 16:56
Elif gibi olmak.

Şu yuvarlak dünyaya inat dimdik durmak.Doğru olmak ve dosdoğru yürümek patika yollarda.Bir başak gibi salınmak nazlı nazlı rüzgarla.Minareyi andırır suretiyle her daim şahadeti vurgulamak.

Elif olmak; kar tanesi kadar soğuk, bir o kadar narin olmak.

Elif olmak; Hırçın dalgalar kadar asi, durgun sular kadar mağrur olmak.

Elif olmak; Güneş kadar yakıcı, bir o kadar aydınlık olmak.

Elif olmak; Başı çekmektir.zorluklara, sıkıntılara dur deyip her yerde her suretle ve her daim “işte buradayım” diyebilmektir.

Ve işte buradayım diyerek varlığını zirveye ulaştırıp ALLAH lafzına yaşam vücudunu giydirebilmektir.

Tırtıl olarak halk olmak ve tırtıl olarak düşmek yollara.ufuklara ulaşmak için, yaradılışın özündeki gayeye ulaşmak için ve bir gün kelebek olarak aydınlık geleceğe ulaşmak için.
Dedik ya elif gibi olmak diye, sürünerek dahi olsa hedefine dosdoğru yürümek.
Güneşli güzel günlere kanat açmak.

....

Elif olmak; bilinmez diyarların bilinmez yollarından geçerek Kafdağı’na ulaşmak.
Dahası Kafdağı’nı da aşıp arkasındaki bilinmezliklere ulaşmak.

Tüm yoklukları içine çekmek, acıyı,derdi,tasayı silmek ve hayata mutluluk serpmektir elif olmak.

İçine giren bir kum tanesinin verdiği ızdırapla kavrulmak ve istiridye olmanın verdiği çaresizlikle göğüs germek ve savaşmak .
Gitgide büyüyen acılara karşı dayanmak.
Dayanmak ve acıları güzelliklere çevirmek.

Ve bir inci var edebilmek, kum tanesini inciye dönüştürebilmek.
Lüzumsuzken ona paha biçilemez bir değeri yükleyebilmektir elif olmak.

Elif olmak; Sarp kayalarla örtülü uçurumların kenarında açan bir çiçek olabilmek ve hayatı enginlerden seyretmek.

Elif olmak; Bir arı gibi her çiçege konabilmek ve her çiçekten bir pay alabilmektir.

Elif olmak; Karanlıklara kamer gibi parlayabilmektir.

Elif olmak; Akıntıya karşı kürek çekebilmektir.

Elif olmak; Kuru topraklarda yeşerebilmektir.

Elif olmak; Baharla coşabilmektir.

Elif olmak; Hayata anlam verebilmektir.

Elif olmak; Elif olarak var olabilmek, elif olarak öle bilmektir.Elif olarak yaşayabilmek ve her daim ELİF olarak kalabilmektir.

ALINTI . . .
http://img141.imageshack.us/img141/8373/elifuk3mv2.jpg

Güle Meftun
22 ub 2008, 17:00
Elif olmak; Elif olarak var olabilmek, elif olarak öle bilmektir.Elif olarak yaşayabilmek ve her daim ELİF olarak kalabilmektir.

(f) inşaAllah...

Rabbim razı olsun...

yusuflu
22 ub 2008, 17:03
İki elif miktarı uzat acılarımı,



Ne gelirse senden boynum kıldan ince,


Madem ki seni sevmek, çile çekmek,


Seni sevdiğimin kanıtı olsun; dağlanmış bir yürek.


Elifle başlamadıysam hiç bir sözümü 'be'ye geçirme,


Bütün hayatım senin aşkınla dolsun,


Madem ki seni bulmak, kendini kaybetmek,


Kaybolduğumun kanıtı olsun; ölü şehirlere göçmek.



Elif, Lam, Ra... Olsun tüm sırlarım ifşa,


Gönlüm yalnız senin sevdanı saklasın,


Madem ki seni bilmek adını sayıklamak,


Adına kurban olduğumun kanıtı olsun; her gece ağlamak.



Elif, Lam, Mim... Günahkar titrek ellerim,


'Elif Elif ' diye diye senden seni isterim,


Madem ki sana varmak,dikenli yollar geçmek,


Vuslatımın kanıtı olsun; kevser suyundan içmek.


ALINTI . . .
http://img352.imageshack.us/img352/7244/elifelifkg7ua4.jpg

yusuflu
22 ub 2008, 17:13
Elif


Elif... İlk harfi yüce sevdamın alfabesinin
Elif... Bir çizgi alın yazıma çizilmiş olan
Elif... Duvağı bulutlardan örülü bir gelin
Elif... Hikayesi yüreğime kazınmış roman

Aşk tünelinin sonunda gördüğüm ışık, Elif
Senin uğruna feda oldu nice aşık, Elif

Elif... Hükmün anahtarı olmada senin farkın
Gök kubbeyi tutan sütunlardan birisin belki
Sen bu kula en nadide hediyesisin Hakk'ın
En ferahlatıcı gülümsemesin ufuktaki

Susadığım zaman içtiğim suyun tadı, Elif
Adı konulamamış duyguların adı, Elif

Elif... Dilimde tekrarlanıp duran iki hece
Tek ve Bir'i bildiren bir asalet duruşunda
Semasında hilal bulunan aydınlık bir gece
Sıcacık bir yorgunluk kalbimin her vuruşunda

Onurlu savaşçının bükülmez bileği, Elif
Zafer bekleyenlerin tertemiz dileği, Elif...

ALINTI . . .
http://img405.imageshack.us/img405/2503/eliffibibx0zr6.jpg

yusuflu
22 ub 2008, 17:28
http://img89.imageshack.us/img89/5086/elif2vn5.jpg


Her elif’in yolunu açacak bir “be” yaratan bir yar var ki; kelam’ını başlatır bir “elif” ile…cümle içinde elif’in varlığını hissettirir sabretmeyi bilene.


Elif…yâr’sızlığı seçtiğin gün, be’nin yakınlığına el çevirdiğin gündür; aşk’ı anlatan bir cümle başlamaz artık…yusuf’un kıssası başlamaz artık; karanlık bitmez, kuyudan çıkmaz bir sultan; züleyha’nın yüreği aklanmaz aşk’la…



Elif…yâr’sızlığı seçtiğin gün, onulmaz yaralar açılır yüreğine; varlığından bîhaber olduğun o belde-i ahsen’e…artık sen hüzün mevsimini yaşarsın her dem; inşirahı dileyen dilin yorulur, aşk’ı dileyen yüreğin yorulur. inşirahı dilersin her dem; zikri özleyen gecelerin şikayetini duyar kulakların, dilin damağını özler…dilin yâr’in adını özler; nefese dokunmayı özler…



Elif…yâr’sızlığı seçersen, be’nin yanında olduğunu hissedemezsin. aşk’ı anlatırlar sana, vasfının “arayan” olduğunu anlayamazsın. girdiğin her sokakta oyalanırsın; be’nin sokağına varmaz ayakların; aşk’ın sokağına varmaz…



Elif…senin cümley(l)e aşk’ı anlatman lazım; be’yi bulman lazım…be’yle olman lazım!elif…aşk hatrına yâr’e yakın kıl yüreğini….



ALINTI . . .
http://img100.imageshack.us/img100/1618/dia1js5.jpg

maveraünnehir
24 ub 2008, 14:09
http://www.imageturk.com/img/33bce1a205a1f5eb76aef.jpg (http://www.imageturk.com/goster.php?res=33bce1a205a1f5eb76aef.jpg)

Kur'an okumaya ilk başladığında Elif, be, te, se,... diye başlıyoruz. Peki ne anlam ifade ediyor bu ELif. Daha çocukken bize ilk öğrettikleri;Allah kaç sorusunun cevabı. İşaret parmağı kaldırılır ve Bir denirdi. O Bir Elif'e benziyordu. Ve Allah lafzındaki ilk harf Elif'di...

Boşa olmamalı idi bu Elif. Bir şeyler anlatmalı bir mesaj vermeli idi bu Elif.

Elif'in duruşu herşeyi ifade ediyordu benim için. Dik ve dosdoğru duruyordu. Ve bunu simgeliyordu.Herşeye başlarken bu mesajı veriyordu."Bu yol doğruluk ve boyun eğmeme dik durma yoludur" diyordu. Baş eğmemeyi gerektiriyordu ve bunu daha ilk derste bana anlatıyordu.


Müşriklerin ve gayrı müslimlerin söylemlerine ve dalga geçmelerine karşı başım dik çünkü ben müslümanım demeyi gerektiriyordu.


Ebu Zer (r.a.) gibi öldürülesiye dövülsem bile davamda, karşınızda dimdik duruyorum diyebilmekti Elif


Tüm sistemlere karşı kıyama kalkmayı ve kıyamda durmayı gösteriyor ve emrediyordu Elif.


Tağuti sistemler ne derlerse desinler karşınızda dimdik duruyorum boyun eğmiyorum diyebilmeyi anlatıyordu Elif.


Elif demek zulme karşı kıyama kalkmak baş kaldırmaktı.



Elif demek doğruluk demekti. Söze yalan katmamaktı. işe hile katmamaktı.



Elif demek, dik durmaktı ama Allah'ın emri geldiği vakit, Dal gibi ruku, Mim gibi secdeye kapanmaktı

Üsve-i Hasene
24 ub 2008, 15:03
Alucra nın bir köyünde hizmet gurbetinde bir kardeşimiz var... Onu hep tecvid kısmında aktif görüyorduk... Bilmiyorum şu an kulakları çınladımı ama biz onu hiç unutmak unutmayacagız inş tekrar hayırlı haberleri bize ulaşır..

Bu konuyu görünce onun bir eklentisi geldi aklıma onu taradım..


(Elif ) tek ve bir olan (Hu ) zatı tenzihdir...Yanlış bilmiyorsam Arabcanında ilk harfidir ve Yazılırken de daima tek yazılır Harflere bağlanmaz...

Kul namazda kıyamdayken ELİFİN e'siyle,rükudayken,DALın de'siyle,secdedeyken de MİMin me'siyle her gün adem olduğunu haykırıyor kainata....yani elifin e'si,dalın de'si,mimin me'si ADEM'i çıkarıyor ortaya.Namazımız adem kılıyor bizi.Bu muhteşem bir güzellik.
Hayatı elif gibi dosdoğru yaşamak ve aleme ademlik için geldiğimizi haykırmak,yaşamak duasıyla....Zeynep571

maveraünnehir
26 ub 2008, 12:54
Elif Gibi ...


Bu melal bir kara gecenin iniltisinden…Bu sesi sokağı çınlatan savt perdenin yırtıldığı yerdir…Varsa mecalin ey gönlüm diyorum;Elif gibi ol mütevazi…Hani seni süzerler adına onur derler..seni bir talihe sürerler baht beklerler… Sen nun’da kalem ol…Kalem de kelam…sen ünsiyetsin…Sen mütekellim nurdan incilerde birbirine manaları bağlayan sessin…

Şimdi yıldızları bağla düşmesin…Bir Yakubi hasret var…Bir kuyu var Yusufluk…Bir göz yaşı var handan…Bir sabır var bilmem kaç arşınlık…Kerbela derler elemim en kederlisine…Bir ihraktan söz ederlerken mecnuna isnad ederler…Bir güzellik varsa adına Leyla derler…Dönülecek bir şey varsa bırak dönsün Mevleviler…Ya diğer dönüp görünmeyenler…Sen başını İmame tut..Sen bir ol birsin..Ayakların eğilsin sadece belki bize değersin…

Rüzgarla beraber kalk…Toz dumana karışsın..Bir silkelen, silkelen ki ;ne düşecekse düşsün…O benim peykimdir muamması karartı olsun efkarımda.. Sönecek olan sönsün… Sözün namusu doğruluğu… Hayâsı yararlısı… Ciddiyeti temkin dikkat veresi… Umud yanı vaka-i meşumu yâd etmeyesi, hep ileri bakası…


Ey kalbi dest’de gezer yaren…O billur sağnakta incinir…Bu yağanlar temenni…O çisi olmaz teselli…Sen türabi bir sükun bul…Uzat duanı boşluk zannına…Altı kandili var bu sırçanın Altı bin altı yüz atmış altı hükmünde…Biri bir…Biri birler için de bir…Biri o birleri tazammun eden dörtten en bir…Diğeri nurlara bürünmüş ruhlar biri kader biri hayır biri şer…Biri şehadetten bir sada; dört büyükten bir aziz bir şeref bir namusu ekber.Mi’raç’dan yadigar cibrilden tazimler tekbirler…


Şimdi o her şeyi aciz bırakan mu’cizeler…Bebeklerin kokusunda…Onlar bir neyin en son tizinde…O tüyleri ışıl ışıl olanlar…O mini mini yavrular…o ölümün rengine bürünmüş sarı yapraklar ardında..Güzelmi güzel…

Ne meydanlar var ciğerşiken ;amma Zeynelabidinler biçilir…Ne mahbublar var kalb-i garip vedud aynaları seçilir…Ne marziyat var beşerde ..ilahi hükümler için İmamlar seçilir…İmamlara yaren evlad-ı beyt-i Geylaniler tutar nefesleri…Alem lerzede bir cazibedarın cezbiyle suretler nesc edilir….

Elif;sen eğil hurma dalı gibi ..kamerde bir uç ol…Elimizi tut…Bir bab’a getir bizi…Kayıtlı kalalım bileklerimizden..Çözülene kadar öyle duralım…Elif senden yana bir elifte biz olalım…

“Hu”akreb’ül karip’ten de karip…Yad’a Aşk olsun…Elif gibi…..her lahzada meşk…

RuBAi
21 Mar 2008, 01:45
YE gibi yumulduk ELİF gibi başladığımız hayata


http://img521.imageshack.us/img521/5973/arapaharfleruf5.png

Elif gibi dosdoğru olunmalı hayatta…
Be gibi tek nokta üzerinde durabilecek kadar dengeli olunmalı…
Te gibi olmalı, veda hutbesinde emanet bırakılan iki şeyi (kuran ve sünnet) sürekli başının üzerinde taşımalı insan…
Se gibi az konuşup 3 dinlemeli toplumda…
Cim gibi çocukça bakmalı hayata, ama cim kadarda çok iş yapmalı…
Ha gibi gönlü geniş dostlar edinmeli insan,
Hı kadar ağlamaklı olduğunda yardımcı olabilecek…
Dal gibi boynunu bükse de hayat,
Zel gibi şapkasını takmayı bilmeli zorluklara karşı…
Rı kadar rahat olsa da insan bu dünyada,
Ze ’nin noktası gibi başında dolanan bir sineğin olduğunu mutlaka bilmeli…
Sin midir sanki bu dünyada noktasız pulsuz tek garip…
Şın gibi pulları vermeli getirip…
Sad kadar şişse de karnın,
Dat gibi hayata bir göz kırp…
Tı gibi bir yelkenlidir hayat,
Zı kadar yükü olan…
Ayn gibi göğe çevir yüzünü…
Ğayn ’ın noktası kadar şüphe olmasın kalbinde…
Fe eyne tezhebuun… (kaçış nereye)
Gaf gibi iki gözünü aç…
Kef kadar karizmatik ol…
Lam gibi tutunacak bir dal ol gariplere…
Mim ’lenmiş olsan da yılma yıkılma…
Nun kadar suskun…
Vav kadar edepli ol…
He gibi haykır içinden geçenleri…
Lamelif gibi ellerini O (c.c)’na aç…

Ya Rabbi rahmet ve mağfiret kapılarını bize aç…

Abdullah Cahit DİNÇ

maveraünnehir
02 Haz 2008, 11:42
http://img528.imageshack.us/img528/3425/elifolmakti1.jpg

Sen aslında Elifsin ama farkında değilsin.Sen rabbinin hayat verdiği nefessin. Sen beklemek, sen istemek, sen düşlemek, sen sevmeksin. Sema eden dervişler, mevla ya yükselmek için açar kanatlarını. dönerken vecd içinde evren onları karşılar, onlar yıldızları kucaklar. Sen bir peygamber gibi başın önde ama huzur dolu yükselirsin yedi kat semaya. Melekler seni görünce gülümserler. Sen saygısızlık etmek korkusuyla başını kaldırıp bakamazsın. Kulakların rehberinin sesinde, gözlerin mekan perdesinde.

”Onlar ki ALLAH’ı gâh ayakta divan durarak, gâh oturarak, gâh yanları üzere zikreder, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında düşünürler ve derler ki: “Ey büyük Rabbimiz! Sen bunları gayesiz, boşuna yaratmadın. Seni bu gibi noksanlardan tenzih ederiz. Sen bizi o ateş azabından koru!”

Sen insansın, kalıbın topraktan, özün rabbindendir senin. Sen sinsin, sin elif demek, sinelerde aşk-u Mevla demek. Bir peygamber kadar sevebilseydin elifi, anlardın elif nasıl sin olmuş ve görürdün zamandan ve mekandan sıyrılanlar semaya çıkıp yıldızları aştıklarında evrenin nasıl durduğunu. Korkardın nebulaların ve yıldızların secdesiyle. Elifi tarife ömürler, asırlar yetmezdi. Bulacağın yegane yer kitab-ı kainattı ve tek hece seni anlatırdı insanı tarif edercesine.

Sinesinde ALLAH sevgisiyle yaşayan insan, yeryüzünde rabbinin adıyla yürür. Adımlarıyla titrer toprak, sesiyle irkilir yürekler. çünkü o sindir. Elifin, ona hitabı 'Ya Sin' dir. o eliftir. İçine alemler sığmış kitaptan bir beyittir. Okursun, her satırda zaman ve mekan silinir. An gelir, ayağını ayağının üzerine koyarsın, basamakları görmeden, geldiğin yeri bilmeden varlığın sahibine çıkarsın. Seslenişiyle kendinden geçer, cennetleri seyredersin. Anlarsın o an: sen Rabbine secde edensin.
“Sen, onları rükû ederken, secde ederken, ALLAH’tan lütuf ve rıza ararken görürsün. Onların alâmeti, yüzlerindeki secde izi, secde aydınlığıdır.”

Sen elifsin, bilinmez ulaşılmaz değilsin. Uzaklarda sandığın Kaf Dağı aşağılardadır ve sen onu aramak için geceleri gökyüzüne bakarsın. Kaf Dağından yuvarlananların hikayeleriyle büyütmüşler seni. kimine gülmüş, kimine üzülmüşsün. Gün gelir, Kaf Dağı kadar büyümüş kibrin insana ateş kuyuları olduğunu gösterirler sana. Onun adı Kaf kuyusudur. Kibrin ve küfrün adını vermişler. Kaf kuyusunun cazibesine kapılmış insanların hayalidir en derine inmek ve ateşin güzelliğini görmek. Sen Elifsin. Sen müminsin, yanarsın ve her yanışında yükselirsin. Seni yakan eliftir. sen yandıkça İbrahim'sin. Seni kesen eliftir. bıçağın altında İsmail'sin. Kuyunun dibinden sana bakar Nemrudlar. Şeytanlar ateş dansında, nefisler günahı methederler.


“Unutma ki vaktiyle sana: “Rabbin insanları ilim ve kudretiyle kuşatmıştır” demiştik. Gerek miraçta sana gösterdiğimiz temaşayı, gerek Kur’ân’da lânetlenen ve cehennemin dibinde biten o zakkum ağacını, sırf insanları deneme vesilesi kıldık. Biz onları tehdit ediyoruz da bu, onların azgınlığını artırmaktan başka bir işe yaramıyor”

Kaf kuyusuna düşmekten korkar insan. Özünü kemiren zamana yenik düşene kadar ümidini yitirmenin ve günahın sarhoşluğunda, bazı geceler bir peygamber gibi gözü yaşlı ve alnı secdededir. Dünya gözünden silinir, aklı kutlu hecededir. Elif evrenin ve gönüllerin kandilidir. Dualar onun adıyla güzelleşir, çirkinlikler yok olur, elif sinle birleşir. can ten den ayrılır. kul secdededir.

”Bizim âyetlerimize ancak o kimseler inanır ki kendilerine o âyetler hatırlatıldığında, derslerini hemen alır, secdeye kapanır, Rablerine hamd, O’nu takdis ve tenzih ederler, asla kibirlenmezler.”

Sabahlar ona karanlıktır belki de. gündüzleri Lut kavminin günaha doymamış efendisi gibi dolaşır ve seslenir gördüklerine 'hani müjdelediğiniz azap nerde' diye. Çığlıkları kahkahasıdır, kendince dünyanın en yenilmez insanıdır. Ebabiller gezer üstünde, gök azabını indirir, sabahlar onun kaf kuyusuna inen merdivenidir. Karanlık sanadır. Elifi sevmemişsen insan, ya sen nesin? Yağlı leke gibi yüreklere yapışmış kibir misin?
“Onlar için cehennem ateşinden döşek, üstlerinde de cehennem ateşinden örtüler var. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız”

Ulaşılmayan ve bilinmeyenin arzusudur Kaf. Elifle kaf arasında kalmışları anlatırlar sana. Elif derken bilmez ALLAH dediğini, yazarken her satırı Rabbinin izlediğini. Sen uykudasın, rabbine uyanacaksın. Kutlu doğumun müjdesini göklere taşırken melekler, sen kuyunun dibine düşen kendine bakmaktasın. Say ki toprağın üstündesin ama mezarında yatmaktasın. Ateşi sönmüş bir mecusi gibi karanlığın içinde ışığı aramaktasın. Çölün ortasında rahipsin. Kutlu müjdeyi gölgeleyen buluta bakmaktasın. Cennetten kovulmuş Adem'sin aslında affedilmek için secdede, yalvarmaktasın. Sen Kabil'sin kardeşin Habil'dir. Elinde taş, onu beklemektesin. Aslında kendini gömmektesin. Sen insansın, elif olmadan adında acizlik var senin. Sen kendinin çobanısın. Sen kendinin kurbanısın.

“Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile ALLAH'a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, Peygamber'i ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde ALLAH sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Çünkü onların nurları, önlerinde ve yanlarında koşar da, "Ey Rabbimiz! Nurumuzu tamamla, bizi bağışla, çünkü sen her şeye kâdirsin." derler.”

Hikayelerin var kitaplarda. Seni anlatır kararsızlık ve karanlık dolu, kanla yazılmış cümleler.Bu, cennet ve cehennem arasında bilinmeyen bir zamanda yapılmış bir köprünün üstünde durmuş bir insanın, nereye gideceğine karar vermek için cennettekilerin kahkahalarıyla cehennemdekilerin haykırışlarına kulak vermesidir. Rüzgar, bazen cehennemin sıcaklığını çarpar yüzüne, bazen cennet bahçelerinden güzel kokular taşır.

“İki taraf arasında bir perde, A’râf üzerinde de cennetlik ve cehennemliklerin her birini simalarından tanıyacak kimseler vardır ki onlar, henüz cennete girmemiş, fakat girmeyi şiddetle arzular olarak cennetliklere “selamün aleyküm” diye seslenirler”

maveraünnehir
11 Haz 2008, 22:51
Doğum ve ölüm tarihleri arasında var olan bir hayatın yorgunlarıyız. Yaşadığımız, bir garip yalnızlık hikayesi. Etrafımızdaki yüzlerce insana rağmen yine kendimizi yalnız, çaresiz, kifayetsiz hissediyoruz. Bunca sınırlı arasında sınırsız olanı özledikçe büyüyor yalnızlığımız. Ruhumuzun vadilerinde gezinen yüzlerce insan dahi unutturmuyor hesabı yalnız verilen imtihanımızı. Aksine; her hikaye altını çiziyor yarımlığımızın.

Yalnızlık, yarım oluşumuzdur. Yalnızlık, yalnızlığın mahsus olduğu varlığa duyulan özlemdir. Mecburiyettir. Alnımızda insan olmanın imzasıdır. Yalnızlık, şaire
'Ne yanar kimse bana ateş-i dilden özge.
Ne açar kimse kapım bad-ı sabadan gayrı'
satırlarını yazdıran o histir. mezarların neden tek kişilik kazıldığını düşünüp yegane olana inancımız artarsa yalnızlığımız bizi güçlü kılacaktır.

Yürek coğrafyamızda yaşanmış onca devasa sevgi dahi hissettirmedi mi bize yalnızlığı? Bitimsiz bir tat aramadık mı savruluşlarda? Kalbimizde dost yoğunluğunu en çok hissettiğimiz anda bile o anın geçici olduğunu bir an olsun çıkardık mı aklımızdan? Güzel anlar hiç bitmesin diye fotoğraf karelerine sığınmadık mı? Günde beş kez yalnızlığımızı itiraf etmedik mi? Avucumuzu açıp tek olana dua ederken, küçüklüğümüzden büyüklüğüne köprüler kurmadık mı?

Düştüğünde acımadı ki diyen çocuklar gibi gizlemek istiyoruz acılarımızı. Düşlerimiz ipinden kopmuş balonlar gibi kaybolduğunda, bir kez daha anlıyoruz yalnızlık imtihanımızı. Kalbimizin ağırlığını bir başka kalp taşıyamazken ve ancak gölgemiz kadar var olabilirken bir başka kalpte nasıl beka bulabilirdik? Ve nasıl anlatabilirdik kendimizi, kendini dahi anlamamışlara? Bizi anlamayan insanlar arasında bir hayatın ardına düşerken, onlara kızmak, sınırlı oluşlarını yüzlerine vurmakta değil hüner. Asıl hüner, bizim çaresizliğimizle onların çaresizliklerini birleştirip bir çare bulabilmekte.

İnsanların bizi anlamadığı anlar olur. Hatta bizi tamamen yanlış anladıkları zamanlar da, En çok emeğimizin geçtiği, fedakarlık kapılarını sonuna kadar araladığımız insanlar, küçük bir noktaya takılıp bizi unutabilir. En çok ihtiyacımız olduğu anlarda en sevdiklerimizi bile yanımızda bulamayabiliriz. Ya da en güvendiklerimiz bizi şaşırtıp, kalbimizde çizikler olmasına sebep olabilir. Her kim, sürekli değişen anlamına gelen kalbe sahipse, sürekli değişecek ve hiçbir zaman tamamiyle güvenli olmayacaktır. Bu dünyada insana dair ne varsa hep bir yanı yarım, bir yanı eksik kalacaktır. İnsan insana yetemez, ancak hayatına anlama katabilir, muhtaçlığını azaltabilir. Hayatın bütün karmaşası ve kalabalığı arasında hepimiz kişisel menkıbemizi yaşıyoruz

Sıcaktan kaçan ve bir ağaç gölgesine sığınan adam, ne gariptir ki, ağaçtan hoşlanmaz da gölgeyi sever.diyor Molla Cami. Öyle ki, soru sorup cevap verme yeri olan aklımıza ve hissedip duyma yeri olan kalbimize yegane olanı işaret ediyor.. Ne nefis sadık bir yar, ne de dünya kalıcı bir diyarken tutundukça kavileşen bir bağa dikkat çekiyor.

Bu yaşadığımız bir yalnızlık hikayesi. Elif gibi dik, elif kadar anlam dolu. Yanına gelen her harfe hayat katmasından ziyade, kendi sırlarıyla içiçe... Hüzün dolu ama mağrur bir başı var elifin. Bir başına ama sırtını dayadığı güçten dolayı çok kudretli. Kendi yalnızlığının farkındalığıyla birlikte 'tek ve bir' olan varlığa ışık tutuyor.. İnsana düşen; kendi ruh rıhtımına çekilip, dışardaki seslerden uzaklaşarak ´yalnız´lığın bilincine varmak ve içindeki sesleri çoğaltmak.Issız yerlerde kendisi için bir evren olabilmek...Ve bütün sözlerin üstündeki o büyük sözü bulabilmek...

'Ne nefis sadık bir yar, ne de dünya kalıcı bir diyarken tutundukça kavileşen bir bağa dikkat çekiyor.

Kimsesiz hiç kimse yok, herkesin var kimsesi.....

sevde_gül
12 Haz 2008, 11:12
emeğinize sağlık hepside çok hoş yazılardı
Allah razı olsun... (f)

khayr
03 Tem 2008, 22:57
http://img529.imageshack.us/img529/6695/elifde7.png
Âh... Tek hece... Bütün Lisanlarda aynı olan mana... Bir Elif ardından bir he...
Allah adının ilk ve son harfi... Elif ve He ile yanmış aşk...

Zora tahammülü güzel bulanlara değil; güzele tahammülü zor bulanlara yazgılıdır âh...

Güneşi izleyen bulut, gizleyebilir mi hiç varlığını güneşin; acıyı saklayan tebessüm,
ya saklayabilir mi hiç vücudunu acının?

Dokunulunca en ince teline içindeki sızının, bülbül durabilir mi şeydalanmadan ta mahşer olunca?...



Her nereye bakarsa gördüğü âhtır aşkın; âh elinden niyaz için mescide girse dahi...
Minaresi Elif, kubbesi He dir çünkü camilerin...
Ve hala Elifin bağrı şerha şerha kan ve hala iki gözü iki çeşme He nin...



Erbab-ı aşka pîşe heman her gün âh imiş
Her bir nefes ki âh ile geçmez, günah imiş...

Muhammed PaRisa
06 Tem 2008, 18:22
~ELİF OLMAK~

Elif olmak zordur
Çünkü elif olmak


Yuvarlak bir dünyada dik durmanın
Dik ve önde
Belki acıyla
Ama vazgeçmeden durmanın
Dünya ne kadar dönerse dönsün
Olduğu yerde kalmanın adıdır elif olmak
Kaç silah varsa elife çevrilir
Elif hep olduğu yerdedir
Silahlar patladığında ilk vurulan eliftir
Zordur elif olmak
Elif olmak hep vurulmaktır
Elif olmak yalnızca elif olmaktır
Ne B, ne T, ne S
Elif
Yalnızca elif
Elif demeden hiçbir şey denilemez
Ben elif dedim
Artık her şeyi söyleyebilirim

MEVLANA İDRİS

khayr
06 Tem 2008, 19:04
Elif Lâm Râ nedir diyene..

http://img185.imageshack.us/img185/5918/elr1bk5.jpg

Hûrûf-u mukatta’a dandır,
Kilittir hem, hem de anahtar.
Sözü özüne kavuşturmaya çalışanlar ortaklığıdır.
Anonimdir bir nevi, bir nevi de tekelci.
Elif Lâm Râ nedir diyene..

http://img378.imageshack.us/img378/1378/elr2vq6.jpg

Elif..
Söz başı,
İnce kaşlı, selvi boylu, tüm ihtişamıyla dim dik duran
Nazenin bir dilberdir Elif ..
Göz süzerde kandırır
Ada kızıdır ..
Elif Lâm Râ nedir diyene..

Lâm ...

http://img185.imageshack.us/img185/1606/elr3mf5.jpg

Koruyucu bir anne gibi,
İçre eder sevdiğini,
Gönlü geniş anaç Lâm,
Elif in de anasıdır,
Bu sebeptendir onu yanına alışı….
Elif Lâm Râ nedir diyene..

http://img91.imageshack.us/img91/1616/elr4jm4.jpg

Râ ..
Halet-i rûhiye’si değişkencedir,
Kimi zaman kalın kimi zaman ince,
Bazı dem sakin, Bazı dem, coşkun,
Ama her dem soyludur Râ ..
Mekâna uymaz, mekanı kendine uydurur….
Elif Lâm Râ nedir diyene..

http://img185.imageshack.us/img185/5918/elr1bk5.jpg

Elif… Lâm … Râ ..

Söz başı …
Müennes ..
Mekânı kendine uyduran…
Sultan Kilos

khayr
31 Tem 2008, 22:43
Ustam bana iki üç harf okuttu

http://img1.blogcu.com/images/h/a/t/hattatzehra/elifdedimmg1.jpg

Ustam bana iki üç harf okuttu
Merak elif efkâr elif zâr elif
Bu elifnen kimler baya yetisti
Sahip elif üstat elif kâr elif

Elim aldım gör ne çaga yetistim
Elifinen bir meraga yetistim
Bahçıvanlı elif baga yetistim
Çiçek elif gerçek elif bâr elif

Elifi bulanlar mim kapısında
Mim vasıtası cim kapısında
Ya bunlardan gayrı kim kapısında
Hâkim elif hüküm elif dâr elif

Elif be babında var leyl-i nehar
Kulundur Sümmani âciz günahkâr
Sıgınmıssam sana Yaradan Cebbar
Gör neler var kes bagrımı yâr elif...

Asık Sümmani

maveraünnehir
04 Au 2008, 17:31
Lam-Elif Düğümü

http://img292.imageshack.us/img292/1705/2413945887f80c6e103drb4.jpg

bir harf-i kibar.
lâm ve elifin girift sahnesidir izlenen.
sonrasında Asaf hâletin lâmelifidir akla gelen.''lâmelifin kolları dolandı boynuma'' der şair.


oysa boyna dolansa amenna.ruha dolanır..sarmaşıklar misali..

http://img292.imageshack.us/img292/7938/sevdadandirsemazenmg3.jpg

beyazlara bürünecek yine, içi beyazlanacak.
bir dönüşe bırakacak kendini aklı yerinde kalmayacak..
tennurenin ucuna yine kurşunlar konulacak,alev alışı en uçtan olacak..
lam elif yine tam gögsünde duracak..



ölebilirse azrailden önce,başındaki desrtarı mezar taşı olacak..
biraz önce öpüp yere bıraktığı hırkası toprak..
tam da sol ayğının üzerinde dönerken- sağ ayağı ile sol bacağını dizine kadar sıvazlayıp sağı solun önüne koyarken..
tam da dünya kendi, dünya güneş etrafında dönerken..
damarlarındaki kan kalbindeki süveydanın etrafında..
mahlukat her daim bir dönme,sema, zikir halindeyken..
aslına dönmeyi arzuluyorken, bir nida bekleniyorken..



ircii!
bir yerler de birileri isimlerinden kurtulmaya çalışıyorken, diğerleri tavsiye üzerine ithaf sevdasından vazgeçiyorken-vazgeçtim!



güneş batacak yine ..
bulutlar örtse de kıpkızıl..
bir köşe de kalmış dervişin/aşığın ah deyip( dervişler hem aşktan, hem de zikr için ah edermiş.."allah" deyişin, tek nefesi..başı ve sonu ismin) takattsiz kalışı duyulacak..



bir düğün gecesi, bir vuslat, bir asla rucü kutlanacak..
bekleyin ve kaldırın başınızı, ay da dolunaylığı ile vuslatta olacak..
durduramayacaklar dervişi ,derviş döndükçe zihni durulacak..
dursa başı dönecek, döndüğünde ayağı yerde sabitlenecek..
derviş ne zaman durur bilinmeyecek...

alıntı...

khayr
13 Au 2008, 21:45
http://img481.imageshack.us/img481/4295/hm14fn3.gif

Tek harfin mânâsı ne,
Mânâ vardır hecelerde,
Elif Dostunsa âlâsı ne,
Bile olalım gecelerde.

Dil Dostun adını heceler,
Kim ister bitsin geceler,
Derin uykudadır niceler,
Uyutmayan Elif’e secdeler.

Gece ne güzel perde,
Örtü olur her derde,
Askı dahi var serde,
Elif Settar gecelerde.

Sırrı nedir gecenin,
Dostun adı hecenin,
Nurun rengidir gece,
Elif Rabbidir gecenin.

Göz dedigin hece,
Göremiyor gece,
Rüyada gözsüz gören,
Dostum Elif ne yüce.

Zifiri gecede nurlandım,
Dost Elif’ten sürurlandım,
Gönül aynama nazar ettim,
Aslımı görmekte zorlandım.

Geceyi anlatamam size,
Bunu sabahlayan bilir,
Elif askı gelmez söze,
Askından ah'layan bilir!

Seherde askla yanık ol,
Daim Hakkda ayık ol,
Dost Elif’e seferde,
Deryalarda kayık ol.

Seherde meltem eser,
Günahtan kalmaz eser,
Dost Elif’e baglatır,
Lâm-Elif’ten bag keser.

Askın çesmesi gözler,
Gönül Elif’i özler,
Göz muslugu konussa,
Tükenmis olur sözler.

Gönül askıyla kaynar,
Gözlerden tasar pınar,
Ask közü daim yanar,
Elif Elif tüter Dost.

Gözünü yas eden çok,
Dünya isi bas eden yok,
Elif içindir göz yası,
Böyle sırrı fâs eden yok.

Her suya kab gerekmez,
Her kaba gerekli su,
Elif’e ahbab gerekmez,
Her dosta gerekli bu.

Yas bulunmayan göz,
Susuz çesmeye benzer,
Elif askı yoksa öz,
Kuyu esmeye benzer...

Göz yasımı sebnem mi sandın,
Ask yazanı kalem mi sandın,
Elif en sirin derdi verdi,
Sen derdimi elem mi sandın?

khayr
18 Au 2008, 18:18
Bir Elif Miktarı Gülümse

http://img181.imageshack.us/img181/571/elifsg6.jpg

Hiçbir filiz kendi gölgesinden öte bir yerde ölümü tatmamıstır..”

Ey gözlerime bahsedilmis mucize,
Ey yüregime hediye edilmis Cennet kokusu,
Ey nefesime serpistirilmis bir yudum taze hayat,

Kan ter içinde susuz dudaklarıyla ve semâya dönen dualarıyla “ bir avuç deryâ’yı “ dileyen bir Haziran Cumartesi vaktinden düsüyorum sen kokan bu satırları… Vaveylâ eden bir ögle saatinde bulundugun yerin deli rüzgârlarında düslüyorum seni… Deli esen rüzgara inat basını egmeyen gözlerine baka baka seni sevdigimi haykırıyorum dua dua.... Kulagımda yankılan Cennet sarkılarıyla yeniden huzuru doldururken seni çekiyorum içime… Toprak kokan benligimle deniz kokan türkülerin söylendigi yüregine akıyorum… Sen mavi bir deryâ, ben sana kavusmayı arzulayan - ruhi haliyle- Leylâ… Sana gelen yollarıma sunulmus tüm engelleri teker teker asarak sana kosuyorum. Yüregimde toprak kokusu, yüregimde sana bir an evvel kavusma çoskusu… Hadi sevgili Kapılarını, perdelerini sonuna kadar arala…

Mevcudiyetinin ve geleceginin tek idamesi / gayesi koca yürekli “ umut “ sayfalarına bir “ Elif “ miktarı “gül”ümse olmaya geliyorum… Heybemde yetistirirken her nefesine bir “ Elif “ miktarı huzuru kattıgım birkaç sevda gülü ve nefesimde Cennet tahayyülü ile sana kosmaktayım… Yıllarca sana sakladıgım yüregimi benden emin olana “ sana “ katmaya geliyorum… Yollarım sana, menzilim sana… Kan ter içinde kalan Haziran ayının aksine ben “ senin gözlerinde “ yaslanmayı diliyorum.Senin mevcudiyetine idrakim tamamdır artık.. Gayri benligim senin varlıgında sonlansın sevgilim…Çünkü biz bir mucizenin gerçege en yakın halinde sevdik birbirimizi… Biz ki; dallarında bir “ Elif “ miktarı huzur, köklerindeki taze umutları tasıyan gül-i râna’nın sevdaya sunulan bir avuç mutluluguyuz...

Tedavülü çoktan kalkmıs bir ömrün peyderpey yeniden yasatılması degil bizim sevdamız. Bitkisel hayatta yasayan bir bedene yeniden ömür biçmek degil yasadıklarımız… Ayrı gökyüzüne aynı gözle bakan bir sevdanın en yalın haliyiz… Tümceleri sevda ile nakıs edilmis cümlenin içinde yüregi Cennet kokan bir özne ile bir yüklemiz… Biz ki topragın suya hasret kaldıgı zaman diliminde gökten düsen - bir “ Elif “ miktarı “gül”ümse’yiz… Simdi sevme zamanı… Simdi kavusma zamanı… Gökten inen nurun toprakla kavusmasında temasa edilen mucizenin kelimelere dökülen haliyiz biz… Sen ve ben bir’iz… Sen ve ben hep biziz… Biz ki ;bir “ Elif “ miktarı huzuruz yetim ceylanlara hediye edilen… Biz ki; taze gülüz nadasa bırakılmıs topraklarda yeniden yeseren… Ve biz ki, birbirimizin kaderine yazılmıs bir ömürlük sevdayız yıllarca kıyıda kösede delice beklenilen…

Nefesindeki hayatla soluklandıgım saklı sevdam,

Sevda mucizesinin yeniden tezahür ettigi gözlerinde yasat beni… Sonra da yesil Cennetindeki gonca güllerinle sar beni… Hadi sevgili durma öyle… Mavi bilyelerin cam soguklugunda üsüyen yüregimi sıcak sefkatinle kundakla. Üzerinde ütüsüz gömlegi bir de yamalı pantolonu ile sana kosan bu adamı, ilkokul cagındaki örgülü saçlarıyla siyah- beyaz fotograflara bile renk katan yası küçük ama yüregi büyük o kahve gözlü kızın yüregine al… Gözlerinde her gün tekrarlanan bayram sabahlarının güzelligine kat beni… Baktıgın her gökyüzünde benim gülen yüzümü görebilecek kadar benimse beni… Bir an tıkanan hayatın içinde anlamını idrak edemedigimiz ama onsuz mevcudiyetimizi idame ettiremedigimiz nefesinle sev beni… Hadi sevgili el gibi durma yanımda. Ne olursa olsun yasat beni yasadıgın sevdanın en yalın zamanında… Kapı zile basan kisinin asikâr olmasına inat sen hep benden baska her seyi unutacak kadar sev beni…

Hadi sevgili… Bu Cumartesi bana memleketinden günesler topla heybene… Biraz da deli esen rüzgardan doldur eteklerine… Bana gelirken toz toprak koksun yüregin… Ellerin ise huzur… Simdi seni bekliyorum aynı gökyüzünün altında. Sana kanatlanmak üzereyim… Hicretim sana… Yollarım sana… Menzilim sanadır…
Unutmadan sevgili… Gözlerimi kapattım… Hani her zaman sana dedigim gibi” bir gün gözlerine bir sey olur da bir göz gerekirse karanlıklarına… Iste bak yine gözlerimi sana verdim… Kapattım ısıklarımı… Annemin tülbendiyle perdeledim günesi… Sagım- solum karanlık mı sanıyorsun simdi… Tut ellerimi simdi… Gözlerin ısıgım, adımların adımlarım olsun… Hadi gözlerimi kapattım ve kulagımda Cennet sarkılarıyla cosarken kulagına fısıldıyorum sevgili…

“ Senden baska her seyi unutacak kadar seviyorum seni ..."
………...

Hep bir “ Elif “ miktarı “gül”ümse ne olur…
Çünkü; gülmek sana yakısıyor...
Gülümse ne olur…
Gülümsedigin,
Bende yasadıgın,
Beni “ sende “ yasattıgın için
“ Eyvallah sevgili eyvallah…”

Ismail Sarıgene

bizkimiz
28 Au 2008, 15:59
http://img355.imageshack.us/img355/9141/elifolmakic5oj7vx7.jpg (http://imageshack.us)
http://img355.imageshack.us/img355/9141/elifolmakic5oj7vx7.3928dd9320.jpg (http://g.imageshack.us/g.php?h=355&i=elifolmakic5oj7vx7.jpg)

khayr
28 Au 2008, 16:27
Elif

http://img218.imageshack.us/img218/5904/elif2jw6.gif

Kemâl-i insafla sakıyacagım,
Yasayan Leyla mı bilmem ki Elif.
Her gece ruhuma okuyacagım,
Inkisaf etmese olmam ki Elif.

Bütün sıfatların tüm sergisini,
Yunus Emrelerin ask türküsünü,
Tıbbiye bakısı ve görgüsünü...
Sensiz gurbet elden gelmem ki elif.

Dün rüyamda gördüm nazlı resmini,
Yıldızlara sardım astım ismini,
Yagmurlara sordum yoksa küstü mü?
Yagmurlar gözyasım, silmem ki Elif.

Utandım yutkundum, bak yüzüm kara,
Sensiz Lokman gelse geçmez bu yara,
Kendimi atarım vallah Hazara,
Yesinler yunuslar, kalmam ki Elif.

Elif dogruluktur Kur’an hazine,
Elif nazlanıyor bakmaz gözüme,
Elif gül diyorum bir kez yüzüme,
Elifsiz gülemem, gülmem ki Elif.

Rüyada bulussak gelsen bu gece,
Rengârenk bakıssak gülsen bu gece,
Yasımı saçınla silsen bu gece,
Ümitle yasarım ölmem ki Elif.

Micingirt kurudu yasım masamda,
Yüregim aglıyor, aglamasam da,
Izmit'ten Bakü'ye selam desen de,
Sahipsiz selamı almam ki Elif.

Ömer Ekinci

zeynep571
28 Au 2008, 20:15
http://www.hizliresim.com/2008/8/28/4436.jpg

Birinci tekil suskunluk

Gözlerin ilmini çözemeyen sevdayı neyleyim
Türküsünü unutan,
Sazını kıran ozanı neyleyim!

Kırk yerinden kırk bin kez kırılmış aynalar
Şimdi benden geçmeyen aynaları neyleyim!


Uzaktan ışıklar yanıyor
Ben sönüyor muyum

Dağ yüreğime esiyor, ılıyor muyum
Elif Elif bir yağmur yağıyor içime
Islanıyor muyum..
Ceplerime sığmıyor düşlerim,

Ellerim ellerini arıyor


Yar..... yar..

Seni neremde gizleyeyim
Daha kaç vakte kadar?

Gizemli ve esrik bir aşkın nağmesi bu bakışlar
Ah! Kendimi yaşamadan henüz
Acıları oynadım biraz

Eski fotoğraflardan kalan hatıran
Siyah ve beyaz
Hiç doyrulmamış

Hiç durulmamış yanlarımızla
her şeyden biraz...

Ağlama, diyorum artık ağlama
Teselliler bile hüzünbaz!


Elif Elif bir yağmur yağıyor üstüme...

--alıntı--

zeynep571
28 Au 2008, 20:17
elif gibi yalnızm..

ne esrem var,

ne ötrem..

ne beni durduran bir cezmim,

ne bana BEN katan bir şeddem..

ne elimi tutan bir harf,

ne bana anlam katan bir harekem..

kala kaldım sayfalar ortasında..

işte

….BEN….

bir okuyan bekledim,

bir hıfz eden belki..

gölgesini istedim bir dostun med gibi..

sızım

e

l

i

f

sızısı

khayr
17 Eyl 2008, 23:11
ELIF gibi MIM gibi ...

http://img369.imageshack.us/img369/4451/opethgr1024di4nr5.jpg

Gözyasların ıslattıgı tekil sokakların los kaldırımlarında yalnızlık bir anlam olur dolanır, elif gibi mim gibi...

Hayaller hayranlıklar üretiyor imalatlarında hayatın. Arabesk duygular melankolizmin sıg sularından süzüyor romantik umutlarını. Oval masalara dogru toy bir gençlik akıyor. Pismanlık kurtçugu geziniyor damarlarında yaslı gençligin. Hızlı geçilen demlerden göze çarpmayan karelere iç geçilerek hasret bileniyor. Geç kalınmıs bir farkında lıgın girdaplarında yalvaran bakıslar sökün ediyor, elif gibi mim gibi...

Platonik asklar basları egik göçler diriltiyor yeniden, elif gibi mim gibi...

Sahici dostluklar dramatik tebessümler savuruyor tozlu arsivlerden, nostaljik ezgilerden ve kadim demlerden. Ibretsiz ve derinsiz temasalara hapsoluyor acılar, özlemler. Ve imalı beklentiler gün olup doguyor yeniden, elif gibi mim gibi...

Kâhinlerin kehanetleri kem çıkıyor. Yitiriyor iksirini tüm tılsımlar. Trajediler bugulu aynaların diliyle öykülesiyor, elif gibi mim gibi...

Dipnotsuz ve müphem siirlerin ilham sebepleri yitiyor bir bir modern mekânlarında melez sairlerin. Metazorik çabalarla egreti etkilesimler peyda ediliyor. Duygular sunilesiyor. Siirler anlamsızlıgını muglak formlara gizliyor. Kodlasıyor siirler ve siirlerin yaslandıgı asklar sifrelerle fisleniyor, elif gibi mim gibi...

Modern kulvarların kaygan yol ve yarenlerinden, metropolün ucube ve geçegenliklerinden nehir sesli çimen kokulu bir içimlik hayata sivriliyor, körelmis pisman insancıklar; yalnız ve yalın, elif gibi mim gibi...

Öylesine ve öteki özlemler toplanıyor kaldırımlarında izbe hayatların. Mahrumlugun ve ıstırabın gizil çagrısımları beliriyor gecenin koridorlarında, elif gibi mim gibi...

Gözyası ıslaklıktan arî olarak olusuyor ilk kez yutkunmus bir mesajın içlek zindanlarında. Yürek, cesametini. Kalp, atıslarını. Dimag müstesna ve latif kelimelerini arıyor aysız gecelerde. Zifiri uzamlarda halka halka zincirlenen gizemli harflerin perdeleri aralanmaya çalısılıyor nasırlı ellerle, elif gibi mim gibi...

Bir iç tümce dile akıyor gönlün en çelimsiz tarafından sansürsüz. Yaldızsız bir tutkunun mengenesinden geçiyor düsler, dilekler ve dilemmalar. Kalpsiz ve duygusuz bir insancık adasından bir diger hasletsiz insancık adasına bir bir tahliye oluyor tüm fıtri yanılgılar. Bir sınayıs seremonisinden geriye literal bir okuyus ve esrik bir yalnızlık kalıyor, elif gibi mim gibi...

Mayınlı tarlalardan oksitli iliskilerin üredigi sehirlere uzanıyor tasra yüregi... Içeriksiz umutlara yürünüyor... Öte dünyadan beri dünyaya transfer edilen sırat köprülerine sürülüyor günahkâr insanlık... Bir var olus fatalizmi dayatılıyor, seçmeden seçilen, elif gibi mim gibi...

...

Ne bütünüyle elif leyladır
ne de mim mecnun
ne yıkılacak daglar
ne de gezilecek çöller vardır bu esrarda
ve ne de
siin
ayn
kaaf
ve sad familyasındandır elif ile mim

Alıntı

khayr
25 Eyl 2008, 22:19
Kim Bu Elif

http://img510.imageshack.us/img510/9246/yurekyanginlariahminelawn5.jpg

Elif kimdir diye soruyor dostlar
Bazen çogum bazen azımdır Elif
Hayatın çilesi yoruyor dostlar
Dertlerle bag eden azimdir Elif

Elif bir seraptır, gerçektir ama
Çölde dolasırken su veren bana
Belki sefkatiyle oksayan ana
Belki de dogmamıs kızımdır Elif

Bazen nesem odur, bazen gamım o
Karanlık gecemde yanan mumum o
Her zaman onlayım dört mevsimim o
Baharlarım, kısım, yazımdır Elif

Çocuksu duygular ölmüs gurbette
Bir günüm bir hafta olmus gurbette
Sıla türküsüdür, kalmıs gurbette
Dertli dertli çalan sazımdır Elif

Elif candan öte, Elif bas tacı
Onulmaz dertlerin O’dur ilacı
Elif yüregimde yer etmis acı
Içimde dinmeyen sızımdır Elif

Elif’i ormanda çam bilir belki
Çöllerde kavrulan kum bilir belki
Takdir-i Ilahi, kim bilir belki
Alnıma yazılmıs yazımdır Elif

Yagmur olur yere düserim dostlar
Sellere karısıp tasarım dostlar
Murada ermeye kosarım dostlar
Dermanı kalmamıs dizimdir Elif

Hiç kimse yolundan döndürmez O’nu
En usta yalancı kandırmaz O’nu
Ilgaz’ın karları söndürmez O’nu
Küllerimi yakan közümdür Elif

Elif, beni sokan zehirli akrep
Elif yüregimde yasayacak hep
Gönül kalemimden akan mürekkep
Kagıda yazdıgım yazımdır Elif

Elifsiz bahçeler bir tek ot vermez
Elifsiz yigide kimse at vermez
En güzel yemekler Onsuz tat vermez
Çorbaya kattıgım tuzumdur Elif

Eliftir gönlümün zararı, kârı
Eliftir ömrümün tek olan varı
Kendimi bildigim ilk günden beri
Yollarda yuttugum tozumdur Elif

Elif bir isyandır, önlemesi zor
Agır bir sarkıdır, dinlemesi zor
Elif bir formüldür, anlaması zor
Her türlü soruna çözümdür Elif

Elif bir buluttur, yagmur getiren
Elif bir rüzgârdır, bulut götüren
Ulu bir dagdır O, rüzgâr bitiren
Dünyaya baktıgım gözümdür Elif

Bazen dizlerimde derman bırakmaz
Bazen ise hiçbir çaba gerekmez
Bazen uzar gider, sonu görünmez
Yokusum, inisim, düzümdür Elif

Bazen çıra gibi yanısım O’dur
Bazen de sevdaya kanısım O’dur
Düsmana sırtımı dönüsüm O’dur
Dosta çevirdigim yüzümdür Elif

Gönül hayat denen dersi asmada
Aklımsa gönüle surat asmada
Çepçevre ruhumu saran asmada
Sallanan bir salkım üzümdür Elif

En acı günümde O’nu söyledim
En mutlu anımda O’nu söyledim
Bugünde, dünümde O’nu söyledim
Dilimden düsmeyen sözümdür Elif

Elif çiçek açar soldugum zaman
Elif birlestirir, böldügüm zaman
Vuslata erip de öldügüm zaman
Ardımda kalacak izimdir Elif

Elif bir yıldızdır, kaymakla bitmez
Elif’in tadına doymakla bitmez
Elif her seyimdir, saymakla bitmez
Canımdır, cananım, özümdür Elif

Selçuk Dokak

bizkimiz
04 Eki 2008, 14:18
http://img211.imageshack.us/img211/7139/elif1hk1.jpg


İki elif miktarı uzat acılarımı

İki elif miktarı uzat acılarımı,
Ne gelirse senden boynum kıldan ince,
Madem ki seni sevmek, çile çekmek,
Seni sevdiğimin kanıtı olsun; dağlanmış bir yürek.

Elifle başlamadıysam hiç bir sözümü ‘be’ye geçirme,
Bütün hayatım senin aşkınla dolsun,
Madem ki seni bulmak, kendini kaybetmek,
Kaybolduğumun kanıtı olsun; ölü şehirlere göçmek.

Elif, Lam, Ra… Olsun tüm sırlarım ifşa,
Gönlüm yalnız senin sevdanı saklasın,
Madem ki seni bilmek adını sayıklamak,
Adına kurban olduğumun kanıtı olsun; her gece ağlamak.

Elif, Lam, Mim… Günahkar titrek ellerim,
‘Elif Elif ‘ diye diye senden seni isterim,
Madem ki sana varmak,dikenli yollar geçmek,
Vuslatımın kanıtı olsun; kevser suyundan içmek..!

::alinti::

khayr
08 Eki 2008, 23:11
ELIF OLMAK

http://img.blogcu.com/uploads/guLaLe_elifolmakzordurpi5.jpg

Elif Yoklugun Dervis Zikrinde Sükûtu
Yoklugunda bir mum ısıgıyla erittim zamanı.

Göze aldım simurgun askını tasıdıgı Kaf daglarını, gözlerimin dolu oldugu ânı kızıl kıyametlerde alazlayarak korlarına degdim...

Söndürdükçe ısıkları ilerledim ay ısıgında. Aklımdan seni hiç çıkarmayarak degil, bizzat aklımı “ben”den çıkarıp yüregine hasrederek sevgine sundum nâçar gözlerimi.

Bizzat atese atılarak atıldım esiri oldugun çarmıhlara. Nâire saçlarınla bozguna ugrattın korkaklıgımı.

Sen “ben” oldun, bense yok oldum daragacında. Daragacı ipini boynuma asmakla müneccim oldum.

Yıldızlar var oldukları günden beri dervisler için sakladıkları en güzel sarkılarını söylediler bana

Senin ugruna cebellestim nâgehanî ölüm sesleriyle. Gök senin ugruna topladı incileri bana

Her an ölüme diktigim kefenle “ol”dum. Her olusla yer yarıldı, kâinat titredi, kuyular varlıgın nedamet notalarını çaldılar.

Sadece senin ugruna; gögsünde tasıdıgın sehid-i ask ugruna, nergis gözlerinde tasıdıgın ab-ı hayat ugruna uzaklastım diyarından.

Ölüm olmasaydı çekemezdim bu sancıyı. Ölümün olmasaydı yasayamazdım akvaryumda.

Kandırılmak istemiyorum. Mezarlara kucagımı açarak dünyanın çıglıgından derunî topragın sükûtuna eriyorum.

Gökte tutsak kanatlar çırpan kuslara ölümle teselli verdikçe benimsediler beni, mecnunlugumu. Çöllerde bir basıma bırakmadılar beni.

Karınca, varlık sancısının yokluk atesini söndürme gayretiyle suyumu omzunda tasıyarak getirdi.

Düslerimi içli kumlar doladı ayaklarıma. Ayaklarım prangalardan dolayı yürüyemez oldugunda düslerim yürüttü askımı yazgımda.

Mehtabı maveraya adanan ney ile hiçlendiriyorum. Dolunay çekildi çekilecek hiçsizlikten. Yakamoz lâl kılacak esaretten kurtulmus karıncayı, kusu, neyi, sürgününde kuyulardaki ab-ı hayatı yudumladıgı bir dervisin agzından zikrini…

Heybemde yoklugun var, âmâ gözlerin var, tutundugun öksüz kalmıs acıların feryadı var.

Çöl nefesiyle üfledikçe neyime, karınca su tasıdıkça yangınıma, kuyular yüregime ay ısıgını yansıttıkça hatırlayacaksın beni.

Neyi vuslatından degil, firakından özümseyerek dinle sevgili.

Firakımız var olustan gelen nidanın yok olusa olan uzamıdır, unutma ey can.

Yok oldukça, tufanın mütebessim çehresinde sinesine sakladıgı tecessümü fark edeceksin.

Hiçsizlestikçe; hayattan teferrüd ettikçe “ol”ursun.

Öyleyse Ol ve Öl sevgili…

Yunus Emre Tozal

SULTAN BABA
09 Eki 2008, 00:08
“Elif” olmayı dileten de “var” imiş dostum;

“Yar” olmayı dileyen imiş…

khayr
16 Eki 2008, 13:53
'Elif' olmak...
http://img524.imageshack.us/img524/7530/21en1.gif
'Susmayı seversin; sükûtu seversin; sükûtu hal edinenleri seversin… '
Ne güzel bir söz...
Elif olmak hep vurulmakmış...
Elif olmak o'nun sevdasıyla yanmakmış...
Ben elif olamıyorum...
Bu yüzden üşüyorum...
Bu yüzden sabredemiyorum...
Vuruluyorum hep ama 'elif' olarak vurulmak başka...
'Elif' olarak dayanmak başka...
Severim sükûtu ama 'elif' olamadım bir türlü...
'Elif' ce susamadım...
Acılardan geçiyorum ve acılar içimden geçiyor...
Ölümler yokluyor hayatımı...
Hüznü yüzüme yakıştıranlar seviniyor belki...
Ama ben 'elif' deyip geçemiyorum...
Ne güzelmiş 'elif' olmak...
Şimdilerde ne çok ihtiyacım var 'elif' olmaya...
'Sen, dünyana sonradan girenlere sıkıca bağlandığın vakit “elif” olmaz adın'
Demişsin...
Ben dünyama sonradan girenlere daha çok bağlanmışım...
Bu yüzden acılarım...
Bu yüzden bu çekilen vefasız sancılar...
'Elif' olmayı uzak etmişler bana...
Yasaklamışlar vuruluşlarımın beni 'elif' olmaya götürmesini...
Suretler yabancı...
Aynalar yalancı...
İçim sus...
Kalbim perişan...
Ben 'elif' olamadım...

Alıntı

khayr
22 Eki 2008, 11:17
ELİF'TE YOLCULUK

http://img211.imageshack.us/img211/5109/439857hze1vgnqazmy9.gif

Elif’le başlamıştı ilk emir Ol Habîb’e
Sonu da başı gibi Elif idi İkra’nın
Habîb’in okuduğu evvelâ Elif oldu
Göğsüne Elif yazdı, sıktığında Cebrâil
Ve karanlık mağara, binlerce Elif doldu
Dedi ki, Resûlüsün sen Allah’ın, bunu bil…

Ah idi belki o an mağaradan yükselen
Kaç bin yıllık hasretin vuslata dönmesinden
Duyduğu saadeti göklere duyurmuştu
Habîb’e kanat geren o karanlık mağara…
Cebrâil’in nidâsı yükseldi Elif Elif,
Alemlere Rahmet’in nurla dolu kalbinde…

Zülfesinden dökülen iksiri içtiğim an,
Anladım sevdasını kıyamdaki Elif’in.
Kaç bin melek Elif’çe kıyamdadır göklerde
Kaç bin Elif koruyor, gökleri devrilmekten
Bir Elif etrafında dönüyor cümle âlem
Ve Elif’ler yazıyor, yaralı nice kalem...

Dağların hayalinde Elif’çe durmak vardır
Kuşların aradığı Elif’in zülfesidir…

Alıntı

khayr
27 Eki 2008, 18:54
http://img240.imageshack.us/img240/6198/439863vldufsl9vimh4.gif

Elif

İlk harfimi çaldın aşk alfabemden,
Bülbüle elifi vurdurdun bugün.
Yangının ardında kalan külümden,
Aşığa Bağdat'ı sordurdun bugün.

Bilmez misin neyle yeşerir dallar! ..
Baharı hak saymış cümle dualar.
Kerem sofrasına konmadan ballar,
Çiçeğe arıyı küstürdün bugün.

Bir kadim eliftin ahu semada.
Kaf dağı yurt olmuş gönül bağımda.
Kerevet görmeden masal sonunda,
Zümrüd-ü Ankayı öldürdün bugün.

Elif dedim, be'ye lüzum kalmadı.
Devranı görecek gözüm kalmadı.
Bir daha sevmeye yüzüm kalmadı;
Beni taşlara döndürdün bugün...

Alıntı

khayr
18 Ara 2008, 21:47
BİR ELİF HİKÂYESİ

http://img246.imageshack.us/img246/7329/63618258kc3.gif

Bir kapının yürek titreten gıcırtısı,
Bir suyun türkü misali çığıltısı,
Bir serçenin deli gibi fısıltısı,
Elif’tir kâinat, Elif’i söyler.

Şefkatli annenin sıcak elleri,
Maşukenın sevdasına bakan gözleri,
Bir ateşin küle dönen izleri,
Elif’tir şiirler, Elif’i söyler.

Katıksız sofraların katığı Elif,
Sevdayı bilenlerin adıdır Elif,
Şansızdır, mutsuzdur, bahtsızdır Elif,
Dağlara hapsolmuş bestedir.

MeDiNe_
18 Ara 2008, 22:52
'Elif' olmak...
http://img524.imageshack.us/img524/7530/21en1.gif

Elif olmak hep vurulmakmış...
Elif olmak o'nun sevdasıyla yanmakmış...
Ben elif olamıyorum...
Bu yüzden üşüyorum...
Bu yüzden sabredemiyorum...


(f) Elif olmak cok zor....

khayr
25 Au 2009, 22:33
Elif der.

http://img168.imageshack.us/img168/2200/ikrari1.jpg

Bir kitâb-ı Hak’tır seyret kâinât

Her harfi aslına bakar Elif der.

Hayrete düşüren bu sonsuz sanat

Topyekün noktaya akar Elif der.

Noktası ölümdür sanma hayatın

Her seher gözlerin bakar Elif der.

Nefeste gizlidir sırrı sanatın

Öldürür diriltir yakar Elif der.

Kesret mi sanırsın sen bu cümbüşü

Tomurcuk gül olur açar Elif der.

Ne kadar bilirsin gördüğün düşü

Sen uyurken ruhun uçar Elif der.

Elif doğruluktur Hakk’a giden yol

Semaya açılan eller Elif der.

Sübhan’a seferde sadıklarla ol

Seherde âh eden diller Elif der.

Elif aşktır Fecri, sözlerin özü

Kelebek ışıkta yanar Elif der.

Gel uyan gafletten aç kalpte gözü

Cümle mahluk Hakk’ı anar Elif der.

İbrahim Baz

khayr
31 Au 2009, 14:54
Elif Lâm Mîm… Elif’le Başlar Kelâmullah

http://img2.blogcu.com/images/r/e/d/rediffirat/dsc09718.jpg

Noktalar kum misâli. Her nokta, ayrı bir mânâ... Her biri, gizli hazinelerle dolu… Tek başına bir dünya.
Nokta deyip de geçmemeli. Noktanın da bir “nokta” kadar kıymet-i harbiyesi vardır îcâbında.
Öyle değil mi?
Her harf, her çizgi, aslında birçok noktanın bir araya gelmesi ile oluşuyor.
“Oku” dedi Yaratan, Nebîsine. Okudu, O Nebî… Önce noktayı, sonra harfi, sonra da kelimeyi. “Rahman ve Rahîm olan Allâh’ın adı ile. Kalemle yazmayı öğreten Allâh’ın adı ile” okudu. Yazıda harfi, noktayı, virgülü, ünlemi öğretenin adı ile...
Nokta deyip de geçememeli.
Noktalar, vuslat ederler bir harfe can vermek için. Harf; mânâya giden yolun başında gelir. Mânâya atılan ilk adım... Harf ise, mânâya dönüşmeden kendi başına mânâ doludur. Noktalar sıra sıra dizilirler, inci olurlar. Harf olurlar, harflerin en güzeli, en özeli olurlar. Elif olurlar.
Elif: ilk olan… İlkin de en ilki… Öncesi olmayan ve sonraya bağlanmayan... Hiç iki elif bir araya gelir mi? Hiç iki, bir olur mu? Bir, ancak tek olunca birdir ve tek, biri de içinde saklar.
Elif, ne kadar da sade... Ne kadar da nâzik... Alımlı ve gururlu... Haklı, gururlu olmasında... Gururu, asîl ve baş olmasından...
Elif, kendisinden sonra kime bağlanmış ki!
Elif, kimi zaman âh etmeyi, kimi zaman yalnızlığı, kimi zaman da şecaati temsil etmiştir. Elifin olduğu yerde bir derinlik, bir incelik ya da bir vakarlı duruş vardır.
Simge değil elbet. Sembol de değil. Hem acıyı, hem de sevinci ifade eder erbâbınca.
Elifi anlatacak kelimeleri, sarraf titizliğinde seçmeli ve mânâ ipliğine öylece dizmeli... Dizilen mânâ dolu kelimelerden yine elif çıkmalı.
Elif, dümdüzdür. Hiçbir yerinde eğrilik yoktur. Manaca da düzdür, zâhiren de... Onun bir yüzü, bir sözü vardır. Özü de, sözü de bir olmak, en çok elifte güzelleşir.
Yunus da “Elif”i diline vird edinmişti. Dağlardan topladığı odunlar, aslında odun değil, her biri ayrı birer elifti. Elindeki asâ da bir elifti, Yûnus’un...
Ne güzel söylemiş, koca Yûnus:

Elif okuduk ötürü,
Pazar eyledik götürü.
Yaratılanı hoş gördük
Yaratandan ötürü.

Elif okumak, yaratılanlara şefkat göstermeyi öğretir. Yaratılanı hoş görmeyi... Çünkü Elif’i olmayan, Elif’ini kaybetmiştir. Elif’i olmayan, sevgisini, muhabbetini de kaybetmiştir.

İncecikten bir kar yağar, tozar elif elif diye
Deli gönül abdal olmuş, gezer elif elif diye.

Abdal eder Elif, insanı. Deli dîvâne eder de diyar diyar gezdirir.
Elif’in sırrı, ilk olmak, tek olmak ve bir olmak.
Kelâmullâh bile elifle başlar. Kim idrâk edebilir ki, Kelâmullâh’a “miftah” (anahtar) olan elifi…
Fâtih, eline bir kâğıt parçası aldı ve kâğıda “fetih” ifadesini yazdı.
Sonra:
“-Bak hocam…” dedi, “bu kelimenin içerisinde elif olmadıkça «Fâtih» olunmuyor!.. Ben de elifsiz Fatih olamayacağım. Ben bende değilim hocam. Nereye baksam, O’nu görüyorum. Yerde elif, gökte elif… Sağımda elif, solumda elif… Kâğıtta elif, kalemde elif, kitapta elif, defterde elif!..”
Her kim, bir “Âh!” çekse derinden, elif te “Âh!” çeker. Elifsiz âh mı olur.
Eski edebiyatçılar, ne çok “âh” ederlermiş. Kalemleri “âh” yazmayı, ne kadar çok severmiş. Çünkü âh, elifle yazılır ve elifin şekli, yerden göğe kadar yükselen koca bir “âh”ın resmidir.
Elifsiz Mevlânâ’yı düşünmek olur mu? Mevlânâ “Dinle Ney’den” derken, neyin nâlesi de Elif’in âhı gibi âh ediyordu. Ney, kendisi bir eliftir. O da elif gibi dümdüz ve başı diktir.
Şu yuvarlak dünyada, elif gibi başı dik olmak, her kişinin harcı değildir elbette... Mevlânâ, ne güzel ifade ediyor:

“Elif olmak zordur…
Çünkü elif olmak;
Yuvarlak bir dünyada dik durmanın,
Dik ve önde,
Belki acıyla
Ama vazgeçmeden durmanın ifadesidir.
Dünya ne kadar dönerse dönsün
Olduğu yerde kalmanın adıdır elif olmak...
Kaç silah varsa, elife çevrilir!
Elif, hep olduğu yerdedir.
Silahlar patladığında ilk vurulan eliftir!
Zordur elif olmak...
Elif olmak, hep vurulmaktır!
Elif olmak yalnızca elif olmaktır...
Ne B, ne T, ne S
Elif...
Yalnızca elif...
Elif demeden hiçbir şey denilemez.
Ben elif dedim
Artık her şeyi söyleyebilirim...
Elif’e andolsunki…
Elif Lâm Mîm.
İşte mukaddes kitap da elifle başlıyor.
O ilkin ilki. Öncenin de öncesi…”

Şefika Kaya Meriç

mihman
01 Eyl 2009, 14:21
CANIMSIN ELİF

Elif ile başlar, bende alfabe
Gözümün nurusun, canımsın Elif
Elif elif yazar, bu son kitabe
Gözümün nurusun canımsın Elif

Başka tat istemem, aşkındır tadım
Mazide, atide, Elif'tir yâdım
Seninle semaya, yazılsın adım
Ecelden sonra da sanımsın Elif

Kederi zamandan, kaldırır Elif
Sevdalı düşlere, daldırır Elif
Umutlu nağmeler, çaldırır Elif
Hayata bağlayan yanımsın Elif

Aşkıma bir fiske, vuramam ki ben
Onsuz bir düş bile, kuramam ki ben
Bir an bile ayrı, duramam ki ben
Yaşama kaynağım kanımsın Elif




Zülfesinden dökülen iksiri içtiğim an,
Anladım sevdasını kıyamdaki Elif'in

Kaç bin melek Elif'çe kıyamdadır göklerde
Kaç bin Elif koruyor, gökleri devrilmekten
Bir Elif etrafında dönüyor cümle âlem
Ve Elif'ler yazıyor, yaralı nice kalem

Dağların hayalinde Elif'çe durmak vardır
Kuşların aradığı Elif'in zülfesidir
Serviler Eli f'çe bir teslimiyet içinde
Eğilir rûzigârın mest eden huzurunda
Balıklar deryalarda kayıp Elif'ler arar
Dalgaların arzusu Elif'çe yükselmektir

Mücerred Elif idi Mecnûn'un aradığı
Elif'i sinesine batırıp yandı Leylâ
Fuzûlî'nin gözünden akan yaş Elif oldu
Elif Elif yükseldi gönüllerden vâveylâ
Saf saf oldu şiirler huzurunda Elif 'in
Bâkî'nin musallâda son gördüğü Elif'di

Sen ki Elif yazansın, boyunca güzel olan,
Zülfesi zülfün gibi, sevdalar tutuşturan

Bir kere "âh" yazanda, yıldızları yandıran,
Cennette her hûrinin gıbta ile andığı
Ve Elif 'i yaratan Rabbimin nimetisin
Seni kanlı sineme Elif diye çekeyim

Bir "He" gibi kıvrılıp, seyretsem endamını

mihman
01 Eyl 2009, 14:24
Aşkta tıpkı ELİF gibidir isminde gizlidir ama okunmaz
o olmadan da besmele sese gelmez o her şeyin içindedir hiç bir şeyde görünmez

Bırak ellerinden içmeyeyim bir bardak suyu..Bırak gözlerinde sabahlamasın yüreğim..Uzaklarda bana ait bir cümle ol yeter..
Unutma;
Özlediğim kadar Sensin..
Sevdiğim kadar Bensin..

Rahmet_PınaRı
02 Eyl 2009, 12:14
elif ile selam dedim , sevgi dedim ,saygı dedim anlamadı cahildi benliğim koştu elifsiz baktı dünayaya battı çamura şimdi boğulmakta nefsim..

yusuflu
08 Eyl 2009, 01:35
Elif

http://files.myopera.com/m%C3%BCebbeth%C3%BCz%C3%BCn/blog/elif.JPG


Kemâl-i insafla şakıyacağım,
Yaşayan Leyla mı bilmem ki Elif.
Her gece ruhuma okuyacağım,
İnkişaf etmese olmam ki Elif.


Bütün sıfatların tüm sergisini,
Yunus Emrelerin aşk türküsünü,
Tıbbiye bakışı ve görgüsünü...
Sensiz gurbet elden gelmem ki elif.


Utandım yutkundum bak yüzüm kara,
Sensiz Lokman gelse geçmez bu yara,
Kendimi atarım vallah Hazara,
Yesinler yunuslar kalmam ki Elif.


Elif doğruluktur Kuran hazine,
Elif nazlanıyor bakmaz gözüme,
Elif gül diyorum bir kez yüzüme,
Elifsiz gülemem, gülmem ki Elif.


Rüyada buluşsak gelsen bu gece,
Rengârenk bakışsak gülsen bu gece,
Yaşımı saçınla silsen bu gece,
Ümitle yaşarım ölmem ki Elif.

ALINTI

hülya*
08 Eyl 2009, 07:45
Rüyada buluşsak gelsen bu gece,
Rengârenk bakışsak gülsen bu gece,
Yaşımı saçınla silsen bu gece,
Ümitle yaşarım ölmem ki Elif çok güzel bir şiir Allah razı olsun efendim....*gl

maveraünnehir
03 Eki 2009, 20:35
Aşk'ı Elif

Göğe asılı bıraktığın bu sağnak, nice gönül tarlalarından 'hû' filizlendirdi.
Kâinat vecde durdu. Ve... dünya elifle dönüyor, yürekler elife dönüyor. Aşk vesile...

Dünyaya alıştım alışalı, denizi çakıl taşlarından tanıdım. İçimde ney seslerini büyüttüm.
Belli ki yine bu ıssız limanda fırtına kopacaktı. Bir muammalı vakitti oysa ki yalnızlıklar.

Aşkın tarifini sordum göçen kuşlara. Dediler göç... Dediler yanmaktır yaklaştıkça...
Onun kaynağından tadan divanedir, sonra...

Sonra bir şair kesti yolumu... 'En yüce bir düştür benim aşkım.
Görmeye değmez ki küçük düşleri' dedi ve ekledi: 'Mecnun değilsen sus!...'

Bense güneşin kol gezdiği ufuklar hayal ederdim alkımlı dünyamda, aşka dair...
Düşlerim en kudsi duygularla bezenmişti oysa.
Meğer küçük düşlerle avunmuşum...

Muhayyel sevdalar bürüyor yüreğimin pencerelerini.
Herbiri tül, herbiri hür. Hiç dokunulmamış, hiç yaşanmamış.
Hikâyelerine hayal meyal tanıklık ettiğim...

Bu efsane hikâyeler sürüldü masama.
Bense özgün sözlerin tadına alışıktım.
Benim taatim, tahiyyatimdi Rab'le...

Dünyanın perdesini şöyle bir aralayınca,
aşka dair birçok şeyin öylesine ortalığa savrulmuş olduğunu hissettim ki;
tanınmayacak haldeydi.
Kadın olmuştu, para, makam, nefs, hırs, menfaat, sömürü olmuştu.
O kutsalı aralarından arındırmak öylesine zordu...
Kalan son sevgi sözlerini topladım avucuma... doldurmuyor bile!
Dilden çıkıp, ancak kulağa kadar varabiliyordu; yüreğe değil...

Aşka belki bir adım, belki asırlar vardı ama,
sevgiyi diri tutmaktı, yaşatabilmekti esas olan.
Ucuzcular pazarından kurtulup, sultanlar sofrasına hizmetli olabilmekti...
İflah olmaz aşk kisvesini giyebilmekti.
Gönülde maya tutup aşka, onu göklere armağan edebilmekti.... uçurtmalara...

Celal-i Didar'a yâr olabilmekti benim en gerçek düşüm...
Sen ezelî ve ebedi, arzsız, arşsız,
cennet ve cehennemsiz öylesine bir sevdasın ki diyebilmekti...
Mevlânaca bir tavır koyabilmekti.
Naz makamına ulaşmayı gönül hedefinin tam ortasına yerleştirebilmekti...

Ruhum firdevslere kayarken, dünyanın sahte makyajı bulaşıyor yüreğime.
Her renk bir adım daha ulaşılmaz kılıyor seni.

Kalbimde bir dünya kurup,
binbirinin yıkılışını venüs bardağından seyretmek gibi bir şey sanırım
ulaşılmazlığın..

Ey ulaşılmaz Matlubum!...
Hırçın dalgalar Kahhar ismini vuruyor dünya sahiline,
güller Cemal isminle raksa başlıyor bir seher,
kuşlar Nur ismini zikrediyor bir şafak kızıllığında...

Bense, Vedud cografyasında, 'seven' şahsında talibi oynamaktayım.
Belki adaylığın adaylığına bile lâyık değilken;

'Bende Mecnun'dan fusun aşıklık istidadı var,
Aşık-ı sadık benim, Mecnun'un ancak adı var...'
diyebilme cürekârlığına koşmaktayım...

Belki sadece içimdeki boşlukta çırpınıp durmaktayım...
Ey Rab! Sana ulaşmak sensizlikte kaybolmak nedir, anlatayım mı?
Kum fırtınasında, çölde, sağanaklara aşık olmaktır!...
Dünya elifle dönüyor, yürekler elife dönüyor... Aşk..

khayr
04 Mar 2010, 17:16
Devr-i Firkatte Elif Miktarınca Sükût

http://img294.imageshack.us/img294/7007/26456218.png

Serfirâzım!

Gün geceye soyunuyor yine… Bugün dünden daha fena! Alyansımın ışıltısından feyz alıp tutuşan gözyaşımda, Fuzuli mezhebince sevmenin acıtan keyfi var. Âh benim dîl köşkümün yegâne sakini… Şu misket kadar küçülen dünyada yâr için ağlamanın tadı kâr! Haydar yiğitliğine imrenip efkâr süvarilerine doğru koşuyorum… Elimde gönül denen Zülfikâr!

Serfirâzım!

Akdeniz o koyu hatta laciverde nazire eden mavisini, omzundan şalını atan bir güzel gibi terk eyledi. Anladım ki o da seni özledi. Aşkın soldurduğu benzime bakan deniz solmasın da ne yapsın kuzucağım? Sen… Şimdi zâhiri Der Saadet ikliminde haziran güneşinin altında kurban olduğum o cânı avutursun ya… Bâtınî Der Saadet’te mevsim kıştır bilesin… İçimde kor olmuş bu ateşin kızıllığında hasret eliyle inşa edilmiş bir zemheri tüter. Varsın tütsün diyorsan canımın cânânı… Canın sağ olsun kuzum! Lâkin ben sensizlik dairesinin her köşesinde avuntusuzum…

Serfirâzım!

Âşıklık töresinin ilk kanunu sönmek bilmeden yanmaktır. Yanmaktan şikâyet ne kelime! Ateşin bir an hararetini yitirmesinden ötürü aşka halel gelir diye volkanlardan magma dilenerek sevda divanının kapılarına dayanmaktır. Uykunun her dem firarî olduğu fasıllardan sıyrılarak uykusuzluk ârâzından yâr nidâsıyla uyanmaktır. Ve bu hâlet-i ruhiyenin ipekten dokunuşlarında canı can kılan canan için kana boyanmaktır. Rengim bu sebepten al bu gece… Dilimde iki hece… Âh yâr!

Serfirâzım!

Tara zülüflerini… O vakit bâd-ı leyl zülüflerinden akıp gitsin… Sonra… Bütün Anadolu’yu dolaşıp sehere ramak kala yüzümü okşasın… Bu tesellivari okşayışla belki ben… Birkaç nefes daha sabredebilirim bu bekleyişe… Zaman yakıtı bitmiş bir tayyare gibi süzülürken ufkumda… Sabır nimetini ihsan eden Hazreti Yezdân’a şükürler dökülür dudaklarımdan… Busegâhın şükür makamında tutuştuğunu tâ yüreciğinde hissettiğin o an… Gül yanağında goncalar açar belli belirsiz… O goncalar ki aşkımın sırnâmesinin mührüdür ey âhu!

Serfirâzım!

Devrilir… Gök hilâl endişesiyle titreşirken devrilir. Sonra… Sonrası yok! Hüznün kem nazarları üzerime çevrilir. Nazar boncuğu niyetine üç defa adını sayıklarım. Mırıldanmaktan korkan kelimeler ricat ederken ötelere… Kalemimin siyah mürekkebinden karanlığı ayıklarım! Hasretinin şahikaya uzandığı yaylalarda sana bestelediğim şarkıyı söyler ateşten derdiğim şakayıklarım…

Serfirâz ki bir ömür canımın sahibidir
Azatsız bir gedâyım aşkın sağanağında!
Islanırken yanarım… Yakmaz ise kınarım!
Vuslat mukadder lâkin gönül çocuk gibidir…

* * * * *

Serfirâzım!

Yemeden içmeden kesilmişlerden oldum ya sen üzülme! Hayal şelalesinden seni yudumlarım an be an… Firâk vakitleri aşk lisanında mübarek Ramazan ayına tekabül eder bilirsin… Hilâli görmeden bayram olur mu? Sen hilâlim ve helalimsin ey yâr! Ben… Vuslat anını idrâk eyleyene dek yemem içmem! Gam orucunda yolunu gözlerim… Bir elif gibi inceldiğimden korkma! Bu benim aşk kitabını hatmeyledikten sonra cehaletimin farkına varıp sevda tahsilime eliften başlamamdan başka bir manaya gelmiyor. Gönül rahlesinde seni okuyorum. Her zerreme ilmek ilmek aşkının hakikatini dokuyorum. Yoksa bayram kıraat etmeyene gelir mi a yârim?

Serfirâzım!

Kumrular yuvalarından penceremize bakıp iç çekiyorlar. Erkek olan dişiye diyor ki: “Şu sarayın sultanı yok iken ne de harap görünür.” Harabattan yazıyorum ey dilrûba! Harabattan… Hasretgâhını harabatta imar etmek ne de müşkül! Kerkük akşamlarına yoldaş bir hüzün var semada… Ve dipsiz bir kuyuya dönen manasıyla üç masum nokta! Söylemeden anlatıyor elimdeki lemada…

Takatimin tükenmek makamına savrulduğu an musikî yetişirken imdada… Sen de kulak ver tamburun sesimle sarmaş dolaş raksına…

“Bir kızıl goncaya benzer dudağın
Açılan tek gülüsün sen bu bağın…” (*)

Güçer KAFA

(*) Güftesi Melek Hiç, bestesi Amir Ateş’e ait Muhâyyerkürdî eser.

Serfirâz:Başını yukarı kaldıran, yükselten. Benzerlerinden üstün olan.

khayr
07 May 2010, 18:48
Şimdi LâL zamanı…

http://img5.uploadhouse.com/fileuploads/5397/5397795f0a663512319cb27dff22c78fb7c986a.jpg

Şimdi LâL zamanı… Kapat gözlerini…
Kuyularda inleyen binlerce Yusuf’u saklıyorum…
Sen ise sevdamızı demlemiş yavru ceylanlara içermektesin…
Susuyorum Yunus’un dizlerine çökerek…
Seni anıyorum Süleyman evrâdında…
Sen ise dualarına beni katıp binlerce ” lâm ” iniltisine ” Elif’i ” katıyorsun…
Yanıyorsun Mecnun’a yanan Leylâ gibi…
Susuyorsun Yusuf´a susayan Züleyhâ gibi…
Kanatıyorsun yüreğini korkusuzca bıçağa boynunu vuran Esmâ gibi…

Durma şimdi…
Ellerini aç gökyüzüne bir dua gibi…
Yağ bozkırlarıma bir derya gibi…
Boynunu bükme sakın…
Ezberlese sonbahar senin narin bedenini… ” Nun ” gibi dik dursun başın…

Eğme diyorum sancağını…
Aldırma ömrümüze biçilen hasrete…
Aldırma bedenine vaat edilen miadı dolmuş hastalığa. Kan bürüse de gözlerimize…
Hüzne sürgün edilse de vuslatımız… ” Elif ” gibi gülümseyelim suskunluğa…

Elif ki; ne yüce bir kelimedir Tur dağında. Unutma sevgili; hiçbir yara duasız bırakılmamıştır… Bırak aksın kanımız…
Damlayan her kanın düştüğü yerde binlerce ” umut ” inkişaf etsin. Etsin ki Cennet müjdelensin solgun yüzlerimin bayram sabahına Bırak hasret bize yüklensin...

Her hasret çığlığı gömleğimizden damlasın…

alıntı

khayr
06 Eki 2010, 23:11
Yâr’sızlığı Seçersen...

http://4.bp.blogspot.com/_EbLhC0HYquM/Rh58ST4mDPI/AAAAAAAAANI/3MOeOdGnjZ8/s320/Hat+Sanat%C4%B1.jpg

Her elif’in yolunu açacak bir “be” yaratan bir yâr var ki; kelam’ını başlatır bir “elif” ile…
Cümle içinde elif’in varlığını hissettirir sabretmeyi bilene. Elif’i cümleye sevdirir; cümleye elif’i faydalı kılar.

Kelam’ını kalbe vahiy kılan bir yâr var ki, elif’liğinin idrakinde olmayan her yürek için büyük sıkıntılar verir;

Bu, o yâr’in merhametindendir, fazlındandır.

Elif…

Yâr’sızlığı seçtiğin gün, be’nin yakınlığına el çevirdiğin gündür; aşk’ı anlatan bir cümle başlamaz artık…

Yusuf’un kıssası başlamaz artık; karanlık bitmez, kuyudan çıkmaz bir sultan; Züleyha’nın yüreği aklanmaz aşk’la…

Elif…

Yâr’sızlığı seçtiğin gün, onulmaz yaralar açılır yüreğine; varlığından bîhaber olduğun o belde-i ahsen’e…

Artık sen hüzün mevsimini yaşarsın her dem; inşirahı dileyen dilin yorulur, aşk’ı dileyen yüreğin yorulur. İnşirahı dilersin her dem; zikri özleyen gecelerin şikâyetini duyar kulakların, dilin damağını özler…

Dilin yâr’in adını özler; nefese dokunmayı özler…

Elif…

Yâr’sızlığı seçersen, be’nin yanında olduğunu hissedemezsin. Aşk’ı anlatırlar sana, vasfının “arayan” olduğunu anlayamazsın. Girdiğin her sokakta oyalanırsın; be’nin sokağına varmaz ayakların; aşk’ın sokağına varmaz…

Elif…

Senin cümley(l)e aşk’ı anlatman lazım; be’yi bulman lazım…
Be’yle olman lazım!

Elif…
alıntı

khayr
04 Haz 2011, 12:37
Bir Elif Miktarınca

http://img219.imageshack.us/img219/5240/6535m.jpg

Kader vazgeçip yazgımdan varlığımı sürme etse
Öpsem her seher vakti yâr’in gece gözlerinden
Perçem etse beni kalem düşsem bir an pak alnına
Bir elif miktarınca dursam o gül yanağına

Yâr bana bir kere gülüp de bir selam verse
Razıyım ikindiye müteakip selâ’m verilse
Bir elif miktarı durup da halimi görse
Ve bırakıp ruhum tenimi Rabb’ime dönse

Ne zaman ki dönse sırtı sanırım gurbet günü
Yollar uzun gün zemheri ve gebe tomurcuk güle
Ne hazin ki yazgımın; hasret, arkası önü
Yaradan kanıyorken yâr damlıyor yâreme

Bir elif miktarınca adımı yar etse yâr
Bir adım mesafede yâr’e uçurumlar var
Düşsem yâr’in diline düş’te olsa razıyım
Giz’de kalmış aşkımın feryadı âvâzıyım

Yetimliğime katkı öksüzlüğüm yâr’dandır
Gözlerine müebbet esaretim yâr’adır
Yar bir elif miktarınca kaldır bizi kıyâm et
Bakışın değsin bana ve kopsun bende kıyamet

Mehmet ERCAN

@lper
06 Haz 2011, 20:23
http://img2.blogcu.com/images/r/e/d/rediffirat/dsc09718.jpg

£lif olmak başkadır başka*gl